SEYYAR MUTFAK
Birinci Dünya Savaşı’nın resmen başlamasıyla beraber ordunun ihtiyaçlarından sorumlu olan Harbiye, Maliye ve Dâhiliye Nezaretleri, 9 Ağustos 1914 tarihinde ortak bir komisyon şeklinde Levazım Dairesi’ni oluşturmuştur. Levazım Dairesi, Dünya Harbi süresince ordunun ihtiyaçlarının karşılanması açısından önemli bir rol üstlenmiştir. Harbiye Nezareti’ne bağlı olarak çalışan Levazım Dairesi, Türk askerinin görev aldığı tüm cephelerde ihtiyaçların tespiti ve taleplerin karşılanması adına görev almıştır. Bu ihtiyaçlara cevap verebilmek adına, vatan toprağı ordunun harekât alanları göz önünde bulundurularak iaşe bölgelerine ayrılmıştır. Bu doğrultuda Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı’nın ikmali, doğrudan Harbiye Nezareti Levazım Dairesi tarafından sağlanmıştır.
İaşe bölgeleri belirlendikten sonra orduların ihtiyaçları ilk olarak bağlı olduğu iaşe bölgesinden karşılaması emredilmiştir. Orduların ihtiyaç duyduğu iaşe maddelerini temin edebilmesi için üç yöntem izlenmiştir. Bunlar; aşar, halkın elinde mevcut bulunan ihtiyaç fazlası yiyeceklerin gönderildiği tekâlif-i harbiye usulü ve satın alma usulleridir. Ayrıca yardım ve mübadele gibi yöntemlere de başvurulmuştur. Mutfak için temin edilmesi gereken erzak maddeleri; et, sebze, nohut, fasulye, bakla, bulgur, pirin, tuz, yağ, konserve edilmiş gıdalar, yağlar ve hazır yiyecekler olarak belirlenmiştir.
Yiyecekler, belirlenen menzil depolarında saklanmıştır. Menzil depolarında saklanan malzemeler buradan menzil ambarlarına daha sonra ordu ve kolordu dağıtım merkezlerine taşınmıştır. Trakya bölgesinde Ayagorgi, Sancaktepe, Çerkezköy’ün Saray köyünde, Alpullu’da, Edirne Müstahkem Mevkisi’nde bulunan menzil ambarlarında yiyecek maddeleri depolanmıştır.
Çanakkale bölgesindeki iâşe işlerinin planlanması ve hazırlanması için 22 Mart 1915 tarihinde Binbaşı Şevket Bey’in başkanlığında, Bahr-i Sefîd Boğazı Kumandanlığı Levazım Heyeti, Gülnihal Vapuru ile Çanakkale’ye gelmiştir. Hazırlanan plan çerçevesinde, Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı emrinde, Uzunköprü, Keşan, Gelibolu, Bayırköy, Ilgardere, Akbaş, Biga, Karabiga, Malular, Lapseki, Burgaz, Çanakkale’de nokta komutanlıkları kurulmuştur. Bunun dışında Çardak, Gelibolu, Kilya Çanakkale’de iskele komutanlıkları teşkil edilmiştir. Oluşturulan bu dağıtım noktaları ile Çanakkale muharebe sahasına iaşe dağıtımı yapılmıştır. Aynı zamanda 5’inci Menzil Komutanlığı’nın savaş hattının gerisinde büyük erzak depolaması yapamaması sebebiyle, Burgas, Akbaş, Kilya, Gelibolu, Keşan ve Uzunköprü’yle Lapseki, Pirgos, Işıklar, Balcılar, Biga, Karabiga, Ezine ve Bayramiç’te birer menzil ambarı açarak birliklerin ihtiyacını karşılayacak erzak depolanmıştır.
Kilya ambarı, Güney Grubu ile 2’nci Tümen’in iaşe hizmetlerinin en temel noktasını oluşturmuştur. Karabiga ambarı, menzil kıta ve hastanelerine erzak temini yapıldığı gibi 5’inci Menzil Müfettişliğinin talebi doğrultusunda Biga, Balcılar, Burgas, Tekirdağ ve Akbaş bölgesinin ihtiyaçları karşılanmıştır. Anafartalar ve Arıburnu bölgelerindeki birliklerin ihtiyacı için Bigalı kuzeyinde, Seddülbahir bölgesindeki birliklerin ihtiyacı için de Soğanlıdere bölgesinde grup komutanlıkları erzak ambarı ve dağıtım merkezleri oluşturulmuştur.
Çanakkale’de muharebelerin başlamasıyla birlikte planlamalarda bazı değişiklik yapılmıştır. Bunun sebebi ise birliklerin yer değiştirmesi ve esas ikmal noktalarından ayrılmak zorunda kalmasıdır. Buna göre; Seddülbahir karşısında 9’uncu, 7’nci ve 15’inci tümenleri kapsayan 1’inci Muharebe Grubu; Maydos civarında 19’uncu, 5’inci, 16’ncı ve 11’inci tümenleri kapsayan 2’nci Muharebe Grubu kurulmuştur. 1’inci Muharebe Grubu için Maydos’ta bir ambar Bayram Çiftliği’nde bir kolordu ambarı, 2’nci Muharebe Grubu için de Kilyar’da, Akbaş’ta birer ambar ve Biga’da bir kolordu ambarı açılmıştır. Alınan bu kararların akabinde, 1’inci Muharebe Grubu Maydos’tan alacağı erzakı Bayram Çiftliği Ambarı’na; 2’nci Muharebe Grubu Akbaş’tan alacağı erzakı Bigalı Ambarı’na boşaltmıştır. Kilyar bölgesinde bulunan 11’inci Tümen, erzakını doğrudan Kilyar Ambarı’ndan almıştır.
Çanakkale Muharebeleri’nde askerlerin besin ihtiyacı, sabit ve seyyar mutfaklar tarafından karşılanmıştır. Bunun dışında yol güzergâhında aşhaneler ve çayhaneler tesis edilmiştir. Burada erlerin sıcak yemeleri ve dinlenme ihtiyaçları giderilmiştir. Ancak bahsedilmesi gereken ilk husus, sabit ve seyyar mutfakların tek görevi, yemek yapmak olmamıştır. Besin tedarikinin düzenli bir şekilde işlemesi için mutfağın kullanımına, bakımına ve temizliğine dikkat edilmiştir. Muharebelerde mutfak çalışanlarının görevleri; yemeğin yapımı, dağıtımı ve mutfak temizliği olmuştur. Mutfak çalışanları, kendilerine verilen görevler ve belli aralıklarla yapılması gereken rutinlerle sorumluluklarını yerine getirmeye çalışmıştır.
Seyyar mutfaklar, dört tekerlekli araba üzerinde yerleştirilmiştir. Bu araba üzerinde gıda malzemesinin konulduğu ön araba ile mutfak gereçlerinin konulduğu ve yakıtın yer aldığı arka arabadan oluşmuştur. Seyyar mutfağın içerisinde yemeklerin yapıldığı 170 litrelik hacme sahip bir kazan vardır. Yemek kazanı, iç ve dış kazan olarak çift taraflı tasarlanmıştır. Bu iki kazan arasında gliserin bulunur. Gliserin, yemeğin yanmasını ve yemek sıcaklığını muhafaza etmek amacıyla kullanılan bir maddedir. Yemek kazanının üst kenarlarında yer alan doldurma borusu ve kazanda yer alan gliserinin miktarını gösteren bir kontrol borusu bulunur. Gliserin, bu doldurma ve kontrol borularına huni vasıtasıyla doldurulur. Bunun dışında yemek kazanının inip kalkan bir bacası vardır. Baca, üzerinde bulunan bir duman kapağı vasıtasıyla kısmen veya tamamen kapanır. Aşçının arkasında yer alan dolapta ise mutfak araç gereçleri yer alır. Bu mutfak araçlarının arasında; kepçe, bıçak vb. kesici aletler ve bunları bilemek amacıyla kullanılan masat, fener, et tahtası, et kaldırmak amacıyla kullanılan kanca, et kıyma makinesi, baharat ve hazır gıdaları muhafaza etmek amacıyla kullanan kovalar, yakmaya mahsus yağ şişesi, gliserin doldurmak için kullanılan huni ve gliserin doldurmak için kullanılan kaplar bulunur. Muharebede konumlandırılmış sabit veya seyyar mutfakta bahsedilen alet ve edevatlar azami düzeyde tedarik edilmesine dikkat edilmiştir.
Mutfakta yemek yapım aşamasında ise ilk olarak, mutfakta ateşlemek için kullanılan yanıcı maddeler için bazı uyarılarda bulunulmuştur. Örnek olarak, yere düşen odun ve kömür korlarının üstüne toprak atılarak, olası bir yangın tehlikesi karşı önlem alınmıştır. Bir sonraki aşamada, yemek kazanı ateşe koyulmadan önce dış kazanda bulunan gliserin miktarının mutlaka kontrol edilmesi istenmiştir. Zira yeterli miktarda gliserin bulunmaması kazanın yanmasına neden olmaktadır. Ayrıca gliserin dışında su veya herhangi bir sıvının kullanılması da yasaklanmıştır.
Yemek yapımı sırasında, mutfak aksamının nasıl kullanılması gerektiği konusunda bazı talimatlar verilmiştir. Talimatlar içerisinde, aksi durumların gerçekleşmesi durumunda neler yapılması gerektiği ayrıca belirtilmiştir. Buna örnek olarak; yemek kazanı bacasının yanında bulunan dar borudan, dışarıya gliserin sıçraması durumunda derhal ateşin söndürülmesi emredilmiştir. Bunun dışında sıcak halde bulunan kazanın, ilk etapta bir tahta parçası veya kanca ile kazan kapağının altında bulunan güvenlik sibobunun kaldırılarak, buharının çıkarılması istenmiştir. Ayrıca yemek kazanına verdiği tahribat sebebiyle yemeklerde kullanılan etlerin kavrulması yasaklanmıştır.
Mutfakta uygulaması gereken son husus, temizliktir. Yemek dağıtıma çıktıktan sonra mutfak aksamına dair her ekipman, yemek artıklarından temizlenmesi istenmiştir. Temizlik sadece mutfak araç gereçlerinin sudan geçirilip, yemek artıklarından giderilmesi değil aynı zamanda yemek kokusunun da giderilmesidir. Bunun için yemek kazanının birkaç saatliğine açık hava bırakılması emredilmiştir. Ayrıca her 6-8 haftada yemek kazanının dışını kaplayan isin temizlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bunun dışında ayda bir kere, günümüzde “üstüpü” olarak bilinen didilmiş kenevirden yapılan temizlik malzemesi kullanılarak, bacaların temizlenmesi istenmiştir. Mutfak alet edevatlarının dışında mutfağın korunması için de bazı önlemler alınmıştır. Mutfaklar, düşmanın fark edemeyeceği yerlerde konumlandırılması istenmiştir. Düşman ateşine maruz kalınmadığı sürece mutfağın yerinde herhangi bir değişikliğine gidilmemiştir.
Mutfaklar; et, sebze ve çorba yemekleri yapmak üzere tertiplenmiştir. Tayinat ve Yem Kanunu’na göre bir erin payı 600 gram un, 250 gram et veya 125 gram kavurma, pastırma, sucuk veya konserve et, 86 gram pirinç, 10 gram yağ, 20 gram soğan, 20 gram tuz olarak belirlenmiştir. Ancak muharebelerde günler ilerledikçe askerin günlük yemek ihtiyacının karşılanmasında bir takım problemler yaşanmıştır. Bu durum, Güney Grup Komutanı Mirliva Mehmet Vehip Paşa’nın, Levazım Dairesi Başkanlığı’na 3 Ağustos 1915 tarihinde göndermiş olduğu telgrafta şöyle anlatılmıştır:
“Et, istihkakın dörtte biri olan 60 gram üzerinden hesaplanarak haftada ancak iki kez veriliyordu ki günlük 16 grama düşmüştür. Erzak vesaire adıyla verilebilen, kuru baklayla zeytin tanesi ve seyrek olarak kuru fasulyeden ibarettir. Ekmek, yarısı un ve diğer yarısı toz hâline dönüşmüş peksimet kırıntılarından olmak üzere verilebiliyor. Ambarlar bomboştur. Birçok birlikler, demirbaş erzakını da yemiştir. Sözlerim gerçeğe dayanmaktadır. Olan biten budur. Sadece iyi niyetle, yedirip içirmenin sağlanması olanaksızdır. İaşe bu biçimde giderse, güçsüz kalan erlerin moralini de kemirecektir. Ne yazık ki erlerde görülen hastalıkların kökenini gıdasızlığın oluşturduğunu bildirmek zorunda ve Başkomutanlığımızca durumun gereğine göre yoluna konulacağı kanısındayım.”
Çanakkale Muharebeleri’nde askere dağıtılan yemeklerin askere sıcak bir şekilde servis edilmesine özen gösterilmiştir. Bunun için her yemeğin, etin ve sebzenin cinsine göre hazırlanma süreci belirtilmiştir. Yemeğin askerlere dağıtılması süreci, kullanılan et ve sebzenin türüne ve ocağın ateş derecesine göre farklılık göstermiştir. Genellikle ocağın ateşlenmesinden dağıtıma geçilecek süreç, 3-4 saat olarak hesaplanmıştır. Bu süre, konserve yemekleri için geçerli değildir. Hazırlanan yemekler, bölüklerden gelen görevliler tarafından alınarak bölük personeline dağıtılmıştır. Yemek dağıtımının gerçekleştiği sırada, ısınmış olan kazanın açılması halinde yemeğin sıcaklığını muhafaza etmesi için yemeklerin karıştırılması ve yemeklere atılan tuz veya baharatın dağıtımdan biraz önce atılması istenmiştir. Yemekler uzun müddet yemek kazanında kalması halinde ise yemekler on iki saatte bir ısıtılmıştır. Soğuk havalarda yemek kazanının üstü çadır bezleriyle ya da buna benzer şeylerle örtülmesi tavsiye edilmiştir.
Ancak yine de bazı dönemler askerlere sıcak yemek dağıtımı yapılamamıştır. Özellikle muharebenin ilk günlerinde cephe hattının gerisinde bulunan mutfaklar, yemeklerin soğuması sebebiyle ateş hattına yaklaştırılmıştır. Örneğin; Kanlısırt’ın doğu yamacında, en öndeki mevzilerin yalnızca 500 m gerisinde kurulan mutfak dolayısıyla bulunduğu dereye “Matbah Deresi” adı verilmişti. Ancak mutfakların, ateş hattına nakledilmesinde bazı problemleri de beraberinde getirmiştir. Özellikle seyyar mutfakların çıkarmış olduğu dumanlar, Türk askerinin yerlerini belli olmasına neden olmuştur. Bu sebeple seyyar mutfakların, ateş hattından daha uzağa taşınmasına karar verilmiştir. Bu karar neticesinde Seddülbahir bölgesindeki birliklerin seyyar mutfakları, Soğanlıdere bölgesine; Arıburnu bölgesindeki mutfaklar da Maltepe-Bigalı hattının doğusuna kurulmuştur. Seyyar mutfakların cephe gerisine taşınmasından sonra ortaya çıkan bu probleme ilerleyen zamanda bir çözüm yolu bulunmuştur. Seyyar mutfakların cephe gerisine taşınmasından sonra yemekler yük hayvanları ile taşınmaya başlanmıştır. Bu sayede askere dağıtılan yemekler soğumadan dağıtılmıştır. Cemil Conk hatıralarında bu durumu şu sözlerle ifade etmiştir:
“Pişirilen yemekler, tahta sandıklar içine konan temiz gaz tenekeleriyle uzun kulaklı filozoflarla (eşekler) yükletilirdi. Bu fedakar ve çalışkan hayvanlar, koşa koşa ta ileri hatlara kadar giderler; askerler tıkır tıkır gelen bu müjdecilerin nal seslerini duyar duymaz karavanalarını hazırlardı. Bu suretle, cephe gerisinde pişirilen yemekler, soğumadan askerlerin kursağına girmiş olurdu. Her ere, pirinç çorbası, etli fasulye, etli nohut, bulgur pilavı, kuru bakla ve hoşaf verilirdi.”
Çanakkale bölgesine yapılan ikmal faaliyetleri, İstanbul’a yakınlığı sebebiyle daha etkin bir şekilde gerçekleşmiştir. Bu sayede Çanakkale Cephesi’nde askere verilen yemek kalitesi, bazı dönemlerde değişkenlik gösterse de diğer cephelere göre daha iyi olmuştur. Gerek harp cerideleri gerek muharebede yer almış kişilerin hatıralarına baktığımızda bu durumu doğrulayan bilgilere ulaşılabilmekteyiz. Çanakkale Muharebelerinde sabah, öğle ve akşam olacak şeklinde askere üç öğün yemek verilmiştir. Sabah yemeği genel olarak günün ilk saatlerinde 05.00-07.00 arasında dağıtılmıştır. Bu saat diliminde askere genellikle ekmek, çay gibi hazır besinlerin dışında konserve çorbası verilmiştir. Öğle yemeği, 12.00-13.00 arasında daha çok hazır gıda verilecek şekilde, zeytin veya kuru yemiş türü besinler tercih edilmiştir. Akşam yemeği ise 17.00-19.00 arasında günlük şartlara göre değişkenlik gösteren ancak genellikle etli veya zeytinyağlı sebze yemeği verilen bir öğün olmuştur. Bahsedilen yemeklerin içerisinde fasulye, bakla veya süt ve ekmekten yapılan papara yer almıştır. Bazı günlerde bu yemeklere ilaven bulgur veya pirinç lapası verilmiştir.
Muharebelerde mutfak; yemek yapımı, dağıtımı ve temizlikten oluşan üç aşamalı görev planlaması, gerek mutfak içinde gerek muharebe sahasında uygulanan kararlar sayesinde uygulanabilmiştir. Ve sonuç olarak, Çanakkale Muharebeleri’nde sabit ve seyyar mutfaklar, bazı dönemlerde aksamalar yaşansa da en temel görevini başarıyla tamamlayarak, askerin yemek ihtiyacını karşılamıştır.
Kaynakça
Çevik, Mehmet ve Yavuz Selim Çeloğlu. “Çanakkale Cephesi’nde Türk Ordusunun İaşe ve İkmal Faaliyetleri”. Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı. Bahar 2015, Sayı: 15.
Çulcu, Murat. Çanakkale 1915 Kanlısırt Günlüğü. İstanbul: Denizler Kitabevi, 2016.
Harp Ceridelerine Göre Çanakkale Savaşları’nda 57. Alay. Haz. Murat Karataş ve Buğra Terzi. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2021.
Küçükçoban, Göktuğ. “Çanakkale Cephesi’nde Mutfak: Ocakta Ne Var?”. Anafarta. 2021, sayı:13; 91-98.
Martı, Metin. Çanakkale Hatıraları. C.II, İstanbul: Arma Yayınları, İstanbul, 2002.
Osmanlı Seyyar Matbahlarına Mahsus Talimatname. Matbaa-i Askeriye, 1332.
Özen, Gökşen. “Çanakkale Muharebeleri’nde 72’nci Alay.” (Yayımlanmamış Yükseklisans Tezi), Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Çanakkale 2020.
Sayılır, Burhan. Yüzbaşı Hüseyin Efendinin Çanakkale Muharebeleri Günlüğü. İstanbul: Dahi Yayıncılık, İstanbul 2015.
T.C. Genelkurmay Başkanlığı. 19. Tümen Cerideleri. C.II, Ankara: Genelkurmay Basımevi, 2015.
T.C. Genelkurmay Başkanlığı. 19. Tümen Cerideleri. C.IV, Ankara: Genelkurmay Basımevi, 2017.
T.C. Genelkurmay Başkanlığı. Birinci Dünya Savaşında Çanakkale Cephesi, C.V,K.I, Ankara: Genelkurmay Basımevi, 2012.
T.C. Genelkurmay Başkanlığı. Birinci Dünya Savaşında Çanakkale Cephesi, C.V,K.III, Ankara: Genelkurmay Basımevi, 2012.
T.C. Genelkurmay Başkanlığı. Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi Osmanlı Devri Birinci Dünya Harbi İdari Faaliyetleri. C.X, Ankara: Genelkurmay Basımevi, 1985.
Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi Osmanlı Devri Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, V Cilt 3’üncü Kitap Çanakkale Cephesi Harekâtı (Haziran 1915 Ocak 1916). Ankara: ATASE Başkanlığı Yayınları 1980.

