ÇANAKKALE 1915 PANORAMA MÜZESİ
Birinci Dünya Harbi’nde Osmanlı kuvvetleri farklı cephelerde mücadele etmekle birlikte, Çanakkale Cephesi’nin Türk tarihi açısından ayrı bir yeri ve önemi vardır. 3 Kasım 1914-18 Mart 1915 tarihleri arasında Çanakkale Boğazı’nda cereyan eden bir seri deniz savaşıyla Gelibolu Yarımadası’nda 25 Nisan 1915-9 Ocak 1916 tarihleri arasında yapılan kara savaşları, Çanakkale Muharebeleri olarak tarihe geçmiştir. Bu cephedeki muharebelerde, dünyanın en güçlü zırhlıları, en modern harp silah ve cephanesiyle donatılmış deniz ve kara ordularına karşı Türk askerinin sergilediği olağanüstü şartlar altındaki mücadele azmi ve direnme gücü, harbin seyrini değiştirmiş, Türk milletinin kaderini derinden etkilemiştir.
Çanakkale Cephesi’nin deniz harekâtı, Boğazların stratejik konumu itibarıyla sıradan bir muharebe olarak değil; kıtalar arası bir muharebe, kazanılan zaferi de kıtalar arası bir zafer olarak kabul etmek lazımdır. Çanakkale, sadece cephedeki Türk askerlerinin değil, Türk milletinin topyekûn savaştığı bir kahramanlık destanıdır.
Bu dönemde Osmanlı Hükümeti, cephedeki askerlerin savaş azmini ve cephe gerisindekilerin moral değerlerini yükseltmek için çaba sarf etmekte, Türk askerinin cesaret, kahramanlık ve fedakârlığının kamuoyuna yansıtılmasına önem vermekteydi. Zira Balkan Harbi, Türk milletinin hafızasında çok derin izler bırakmış, uğranılan bozgunun travmaları atlatılamadan Birinci Dünya Savaşı başlamıştı.
Harbiye Nezareti, Çanakkele cephesine gönderilen sanat ve kalem erbabından ihtisas sahibi heyete, “Türk askerlerinin fedakȃrlığını milletin hafızasında ebedi olarak yaşatmak ve yeni nesli bu duygularla yetiştirmek” gayesiyle izlenimlerini ve hislerini yazılı ve görsel olarak yayımlamaları vazifesini yüklemiştir. Bu maksatla cephede ressam ve fotoğrafçılar görevlendirilmiş; bilhassa olumlu bir tesir bırakacağı düşünülen bazı fotoğraf ve manzaraların yayımlanması sağlanmıştır. 18 Mart Deniz Savaşı’nı tersim etmek üzere cepheye gönderilen Ressam Süvari Yüzbaşısı Tahsin Bey’in hazırladığı resimler, padişaha da takdim edilmiştir.
Türk askerinin Çanakkale cephesindeki başarısına Harp Mecmuası’nda geniş yer verilmiş; görseller yanında kahramanlık, şehitliğin faziletleri, fedakârlık, vatan, bayrak konuları üzerinde yazılar yayınlanmıştır. Osmanlı tiyatrosunda da Çanakkale zaferi ve kahramanlığı üzerine temsillere yer verilmiştir. Sinemanın halk kitleleri üzerinde oldukça etkili bir vasıta olduğu anlaşıldığından, Osmanlı ordusu bünyesinde Merkez Ordu Sinema Dairesi kurularak cephede pek çok önemli görüntüler kaydedilmiş, harp sahneleri ve Çanakkale cephesiyle ilgili görüntüler millî hisleri uyandırmak maksadıyla topluma gösterilmiştir.
Öte yandan, başkent İstanbul’da savaş sahnelerini yansıtan resim sergileri düzenlenmiş, müttefik devletlerin başkentlerinde de (Viyana, Berlin ve Budapeşte) Türk millî sanatını yansıtan resim sergileri açılması ve konserler verilmesi planlanmıştır. Harbiye Nezareti’ne sunulan raporda bu faaliyetin asıl gayesi özetle şöyledir: “Avrupalılar tarafından yalnız savaş meydanlarındaki cesaret ve kuvvetiyle tanınan, fakat medeniyette ve sanatta geri kalmış bir millet gibi telâkki edilen Türklerin, kültür ve sanat sahasındaki kabiliyetlerini göstererek müttefik milletlerde bir sempati uyandırmaktır”. Sergide, savaş sahnelerini yansıtan ve sanat değeri taşıyan eserlerin yer almasına dikkat edilecekti.
Bütün bunlardan başka, toplumsal hafızada kalıcı tesir bırakacağı muhakkak olan bir panorama müzesi kurulmasına da teşebbüs edilmiştir. Müdafaa-i Millîye Cemiyeti vasıtasıyla kurulacak olan bu panorama, Çanakkale cephesinde kazanılan 18 Mart 1915 deniz zaferinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak, aynı zamanda, Türk askerinin cesaret, fedakârlık ve kahramanlıklarının kamuoyuna yansıtıldığı bir merkez olacaktı.
Bu panorama, Avrupa’nın büyük şehirlerinde bulunan panoramalar gibi 30 metre çapında bir daireden ibaret olacaktı. Avrupa’da XIX. yüzyılın ilk yarısından itibaren görülmeye başlayan panoramalardan savaş sahnelerini yansıtanların bilhassa çarpışmaların geçtiği yerlere yakın kuruldukları bilinmektedir. Mesela, Osmanlı-Rus Savaşı’nın Kırım cephesindeki çarpışmaları yansıtan “Panorama Sivastopol 1854-1855” adlı panorama binası savaşın geçtiği mevkide, geniş bir parkın içinde bulunmaktadır.
Müdafaa-i Millîye Cemiyeti’nin Çanakkale Panorama Müzesi Teşebbüsü
1913’de kurulan, İstanbul ve civarında, muhtelif şehirlerde şubeleri açılan Müdafaa-i Millîye Cemiyeti’nin amacı sadece cephedeki orduya yardım sağlamak değil, şehit ve gazi ailelerine yardım etmek öncelikli hizmetlerindendir.
Cemiyetin, Çanakkale cephesindeki savaşlarda şehit ve gazi aileleri için diğer cemiyetlerle işbirliği içinde önemli hizmetler ifa ettiği, şehitlerin muhtaç ailelerinin iaşelerinin karşılanması için faaliyetlerde bulunduğu bilinmektedir. “Eytam ve Erâmil-i Şühedâ” adıyla bir şube açarak büyük bir yardım kampanyası düzenlemiş, bu kampanyaya bazı gazeteler destek vermiştir.
Müdâfaa-i Milliye Cemiyeti’nin yardım amaçlı sosyo-kültürel faaliyetleri kapsamında değerlendirilebilecek farklı bir girişimi ise 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferinden iki hafta sonra inşası planlanan Çanakkale Panorama Müzesi kurma teşebbüsüdür. Panorama inşası fikri, cemiyet genel merkezi tarafından önce Dâhiliye Nazırı Talât Bey ile Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya şifahen arz edildiğinde olumlu bulunmuş; ön hazırlıkların yapılarak talebin yazılı olarak sunulması halinde bu konuda gerekli kolaylığın sağlanacağı ifade edilmişti.
Bunun üzerine cemiyet, projeyi krokisiyle birlikte 31 Temmuz 1915 tarihinde Dâhiliye Nezareti’ne göndermiştir. Cemiyetin dilekçesinde panoramanın inşa edileceği yer, özellikleri ve amacı hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. Panorama binasına giriş ücretli olacak ve ziyaretçilerden elde edilecek gelirler şehit yetimlerinin eğitimleri ve yetişmeleri için kullanılacaktır.
Panoramada, Çanakkale Muharebeleri’nin muhtelif safhalarını gösteren manzara resimleri bulunacaktı. Bunun dışında, Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan itibaren o güne kadar geçirmiş olduğu tarihî süreçten önemli kesitler de yansıtılarak Osmanlı ideali topluma gösterilecekti. Yerli sanatkârlar tarafından resmedilecek olan panoramada ileri bir teknik kullanılacak, resimler hem dikey hem de yatay olarak resmedilecekti. Bu teknik özellik, o dönemin en etkileyici panoramalardan biri olan Sivastopol Panoraması’nda bulunmazken, İstanbul’da 2009’da ziyaretçilere açılan Panorama 1453’te mevcuttur.
Çanakkale Panorama Müzesi Krokisi
Çanakkale Panorama Müzesi için çizilen krokide binanın kaplayacağı arazi; 778 metre kare, yüksekliği 12,25 metre, resim kubbesinin çapı ise 30 metre olacak şekilde çizilmiştir. Yüzey resmin eni 12,25 metre, uzunluğu 94,248 metre olup, resmin kapladığı iç yüzey 1156 metre karedir. Burada panoramanın fark edilen en önemli özelliği ise, resimlerin hem dikey hem de yatay olarak, yani tam panoramik resmedilmesi olmuştur. Resimler seyir terasından korkuluklardan uzağa yerleştirilmiş olup, resimle ziyaretçi platformu arasında cansız model ve nesnelerin kapladığı platform ise 650 metre kare olacak şekilde tasarlanmıştır. 360 derecelik bir turla müze gezildiğinde hem Çanakkale’deki Türk askerinin ve komutanlarının kahramanlıklarının sergilendiği ve hem de Osmanlı Devleti’nin muhtelif devirlerinden bazı kesitlerin dünya kamuoyuna anlatıldığı önemli bir merkez ortaya çıkmıştır. Çanakkale Panorama Müzesi için çizilen krokide aynı zamanda müzede bulunacak mekânlar resmedilmiştir. Buna göre dam, camekan kısım, izleme sahnesi, tünel, giriş ve bilet yeri, korkuluk, merdivenler gibi bölümlerin resmedildiği görülmektedir.
Dâhiliye Nezareti, panorama ile ilgili talebini krokisiyle birlikte İstanbul Belediyesi’ne göndermiştir. Panorama binasının, şehrin en güzel ve seçkin bir mevkiinde yapılmasının maksada uygun olacağı düşüncesiyle Gülhane Parkı talep edilmiş, proje tasdik edildikten hemen sonra inşaata başlanacağı belirtilmiştir. Topkapı Sarayı’na yakınlığı dolayısıyla çevrede bulunan diğer müzeler gibi “pek nezih bir müessese” hüviyetini alacağı, parkın açık bulunduğu süreçte ziyaretçi sayısının da artabileceğine dikkat çekilmiştir. Kurulacak olan panorama binasının gerek saray gerekse park açısından bir mahzur taşımayacağı vurgulanmakla birlikte, ileride menfî bir durum tespit edildiğinde cemiyetçe yerinden kaldırılması da taahhüt olunmuştur.
Belediye Başkanı İsmet Bey, bu projeyi tasvip etmesine rağmen, bunun Gülhane Parkı’nda kurulmasına bazı gerekçelerle onay vermemiştir. Belediye Başkanı’nın konuyla ilgili kararı özetle şöyledir: “Panorama müzesinden sağlanan gelirin şehit çocuklarının -muhterem babalarına hayrü’l-halef olabilecek yolda- eğitimi ve öğretimi için kullanılacak meblağın artışına vesile olması gibi bir düşünceyle yapılması memnuniyet verici olup takdir edilmektedir. Ayrıca bu önemli müzenin İstanbul şehri açısından da anlamlı olacağı aşikârdır. Fakat krokide belirtilen ebatlarda bir panorama binasının kurulmasına tahsis edilecek boş bir alan park içinde bulunmadığı gibi, bu alanın elde edilmesi için ağaçların kesilmesine de hiçbir şekilde müsaade edilemez. Çünkü buradaki tarihî ağaçların her biri yılların emek mahsulü olup, bunlar adeta parkın birer abidesi hüviyetindedirler. Bu yüzden panorama binasının park içine yapılması talebi, kesinlikle kabul edilemez ve gerçekleştirilemez. Ayrıca, sarayın bahçesi olan bu geniş sahanın park olarak kullanılması padişahın iradesi doğrultusunda olup, halkın gezmesine tahsis edilen bir bahçenin irade hilafına kullanılmasının da mümkün olamayacağı malumdur. Bu sebeplerle Cemiyetin, panorama projesini şehrin her bakımından uygun başka bir yerinde gerçekleştirmesinin daha isabetli olacağının ilgililere bildirilmesi”.
Büyük ebatlarda panorama binasının Gülhane Parkı’nda yapılması tarihî bakımdan anlamlı olsa da Belediye kararında da belirtildiği gibi, park içinde yeterli boş alan bulunmaması dolayısıyla her biri birer tarihî abide niteliği taşıyan bazı ağaçların yok olması tehlikesiyle karşı karşıya kalınacaktı. Kısacası İstanbul Belediyesi, panoramanın Gülhane Parkı’na inşasının mümkün olamayacağını belirterek, bu projenin şehrin daha münasip ve her açıdan daha uygun başka bir mevkiine tesis edilmesini tavsiye etmiştir.
Dahiliye Nezareti, İstanbul Belediyesi’nden gelen bu kararı (17 Ağustos 1915), farklı bir görüş ve çözüm önerisi bildirmeden Müdafaa-i Millîye Cemiyeti’ne aynen tebliğ etmiştir. Hâlbuki Talat Paşa, başlangıçta bu müessese için gerekli kolaylığı sağlayacağı sözünü vermişti. Muhtemelen o sırada Çanakkale cephesinde yeniden şiddetlenen muharebelerin ortaya çıkardığı sıkıntılar yüzünden bu konuyla ilgilenme imkânı olamamıştır.
Bu müze o dönemde yapılmış olsaydı, Çanakkale Savaşları ve Türk askerinin zaferleriyle kahramanlık ve şecaati, tasvir edilen resimlerle geniş kitlelere çok daha iyi yansıtılacaktı. Dolayısıyla, toplumsal hafızanın canlı tutulmasında, özellikle millî hislerin harekete geçirilmesi ve moral değerlerinin yükseltilmesinde tesirli bir merkez ortaya çıkacaktı. Ayrıca buradaki panoramik resimler yerli sanatkârlar tarafından yapılacağı için, Türk sanatının da eşsiz temsilcisi olacaktı. Keza, söz konusu panorama müzesi savaşların yapıldığı dönemde gerçekleştirilmiş olsaydı, şüphesiz ki tasvir edilen savaş sahneleri ve yaşananlar aslına uygun olarak daha gerçekçi yansıtılacaktı.
Ne var ki Türk milletinin tarihinin akışı üzerinde belirleyici bir rolü olan ve Milli Mücadele’ye ilham veren Çanakkale muharebelerini her yönüyle yansıtacak Çanakkale Panorama Müzesi’nin yapılması ihmal edildi. Bu nitelikte panoramik müzelerin, başta Çanakkale Zaferi’nin kazanıldığı bölge olmak üzere, farklı yerlerde cumhuriyetimizin 100. yılında kurulması temennimizdir.
Kaynakça
BOA (Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı). BEO, 4460/334472.
BOA. DH.EUM.VRK. nr. 25/51; nr. 28/60.
BOA. DH.KMS. nr. 35/27.
BOA. DH. UMVM. 90/62; nr. 96/52; nr. 125/28.
BOA. HR. SYS. nr. 2414/20.
BOA. MF. ALY. nr. 111/37; nr. 118/ 26.
BOA. MF.MKT. nr. 1210/28; nr. 1210/33; nr. 1211/43; nr. 1210/63; nr. 1211/43; nr. 1213/56.
BOA. ŞD. 49/28.
BOA. ŞD. MLK. MRF. 38/13.
Tasvir-i Efkâr. 25 Nisan 1331; 2 Eylül 1331.
Tanin. 27 Mart 1331; 5 Teşrin-i Evvel 1331.
Sabah. 21 Nisan 1331.
Arseven, Celal Esad. Sanat ve Siyaset Hatıralarım. Haz. Ekrem Işın, İstanbul: İletişim Yayınları, 1993.
Polat, Nazım H. Müdafaa-i Millîye Cemiyeti. Ankara: T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1991.
Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi, Çanakkale Savaşları. Ankara: Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı yayınları, 1980.
Türkmen, Zekeriya. Çanakkale 1915 Türk Ordusunun Kara ve Hava Harekatı. Ankara: Berikan Yayınları, 2010.
Türkmen, Zekeriya. “Çanakkale Savaşları’nda Kara Harekatı”. Çanakkale Tarihi IV. Ed. Mustafa Demir, İstanbul: Değişim Yayınları, 2008, 2171-2220.
Ürekli, Fatma. Osmanlı’nın Çanakkale 1915 Panorama Tarih Müzesi Projesi. İstanbul: Çamlıca Yayınları, 2012.
Ürekli, Fatma. “Çanakkale’de Kıtalar Arası Zafer ve Panorama Tarih Müzesi Teşebbüsü (1915)”. Yeni Türkiye Çanakale Özel Sayısı. Ocak-Şubat 2015, Sayı: 65; 1517-1525.
Yazar: Fatma Ürekli Editör: Murat Karataş Web Sitesi: Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi Yayımcı: Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları ISBN: 978-605-80897-7-8 Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul 2023 Erişim Tarihi: 27 Temmuz 2026 Web Adresi: https://canakkalesavaslariansiklopedisi.com/canakkale-1915-panorama-muzesi/
HARP TARİHİ ŞUBESİ
Harp tarihi yazımı çalışmaları II. Meşrutiyet’e kadar uzanmaktadır. Buna göre çalışmalar, Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye (Genelkurmay Başkanlığı) teşkilatında 1’inci Şube’de yürütülmekteydi. Birinci Balkan Savaşı başlamadan önce ise 1’inci Şube’ye Askerî Cerideler kısmı eklenmiştir. Bilindiği üzere 1913 yılında Osmanlı ordusunun ıslahı kapsamında İstanbul’a Alman Islah Heyeti gelmiş ve bu heyetin önerileri doğrultusunda askerî teşkilatta değişiklikler yapılmıştır. Bu bağlamda Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye teşkilatında dört ana şubeden biri olan 1’inci Şube’de Harekât, Yayım ve Tarih-i Harp (Harp Tarihi) kısımları yer almıştır.
Harp Tarihi Şubesi’nin ayrı bir şube olarak teşkilatlandırılması, Başkumandan Vekili ve Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın 11 Nisan 1916 tarihli; “Nezaret Müsteşar Muavinliğine bağlı olmak üzere geçici olarak bir Harp Tarihi Şubesi kurulacaktır. Bu şubede bir kurmay ve bir yardımcı subayla iki kâtip ve bir ressam astsubay ve iki emir eri bulunacaktır. Birliklerin harp cerideleri bu şube tarafından yazıyla istenilerek Çanakkale’den itibaren devam etmekte olan harbin tarihi yazılmaya başlanacaktır” emri ile olmuştur. Emre göre şube geçici olarak kurulmuştur. Bilindiği üzere Çanakkale Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’na yön veren bir savaş olmuştur. Muharebelerin zaferle sonuçlanması dünya ve Osmanlı kamuoyunda büyük yankı uyandırmış ve bu zaferin yazılması ihtiyacından yola çıkarak Harp Tarihi Şubesi kurulmuştur. Böylece Türkiye’de kurumsal askerî tarih ve arşiv çalışmaları da başlamıştır. Şubenin kuruluş amacı; askerî belgeleri muhafaza edecek şekilde teşkilatlanmak ve Çanakkale Savaşları başta olmak üzere Birinci Dünya Savaşı’nın tarihini belgelere dayalı yazmaktır. Şubenin bu tarihteki kadrosu bir kurmay subay, bir emir subayı, iki kâtip, bir ressam astsubay ve iki emir eri şeklindedir. Harp Tarihi Şubesi’nin ilk müdürü, Kurmay Yarbay Cemil Hoşcan’dır. Hoşcan bu görevini 1916-1919 yılları arasında yürütmüştür. Harp Tarihi Şubesi müteakip yıllarda 1853-1856 Kırım Harbi, 1876-1877 Sırp-Karadağ Harbi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi (93 Harbi), 1897 Osmanlı-Yunan Harbi, 1911-1912 Türk İtalyan Harbi, 1912-1913 Balkan Harbi’ne ait harp cerideleri, harp belgeleri ve harp raporlarını bünyesinde toplamaya başlamıştır. Söz konusu belgeler toplandıkça şubede arşiv koleksiyonları oluşturulmuştur.
Harp Tarihi Şubesi, Nisan 1916’da kurulduktan sonra 12 Kasım 1916 tarihinde Enver Paşa’nın emriyle Harbiye Nezareti Müsteşar Muavinliğinden alınmış ve Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Dairesi’ne bağlanmıştır. Ancak Birinci Dünya Savaşı devam ettiği için söz konusu dairenin başkan vekili olmadığından Harp Tarihi Şubesi, barış zamanına kadar Karargâh-ı Umûmi Erkân-ı Harbiye Reisine (Başkomutanlık Kurmay Başkanı) bağlı kalmıştır. 1917 yılında Osmanlı ordusunda bir teşkilat değişikliğine gidilmiş ve bu değişiklikle Harp Tarihi Şubesi, Karargâh-ı Umûmi (Genel Karargâh) teşkilatının 16’ncı Şubesi olmuştur. Birinci Dünya Savaşı bittikten sonra 5’inci Şubesi, 29 Ekim 1919’da ise 8’inci Şubesi olarak görev yapmıştır. Şubenin teşkilatında Balkan ve Önceki Savaşlar Grubu, Birinci Dünya Savaşı Grubu, Arşiv Kısmı, Harp Tarihinde Sağlık Hizmetleri Kısmı, Harp Tarihinde Veteriner Hizmetleri olmak üzere beş kısım yer almıştır.
1919’da Anadolu’da Türk Kurtuluş Savaşı devam etmekteydi. 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi açılmış ve Ankara’da bir hükümet meydana getirilmiştir. Hükümetin meydana getirilmesiyle birlikte Türk Kurtuluş Savaşı’nı gerçekleştiren ordunun yapısında teşkilat değişiklikleri yapılmıştır. Bu minvalde Ankara’da 2 Mayıs 1920’deki askerî teşkilatlanma ile Genelkurmay Başkanlığı kurulmuştur. Bu kuruluşun 1’inci Şubesinin (Harekât Şubesi) 4’üncü Kısmı ise harp ceridesi yazmakla görevlendirilmiştir. Diğer taraftan İstanbul’daki Harp Tarihi Şubesi, 13 Haziran 1920 tarihli teşkilatlanma ile 3’üncü Talim ve Terbiye (Eğitim ve Öğretim) Şubesinin kadrosuna girmiş ve bu şubenin 2’nci Kısmı olarak Tarih-i Harp Tahrir Heyeti (Harp Tarihi Yazma Kurulu) adını almıştır. Bu yeni kuruluşla Arşiv Kısmı, Harp Tarihi Yazma Kurulu’ndan ayrılmış ve Talim ve Terbiye Şubesinin 3’üncü Kısmı olmuş; adı da Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Arşiv-i Vesâik-i Harbiye (Genelkurmay Harp Belgeleri Arşivi) olarak değiştirilmiştir. Genelkurmay 3’üncü Şube kuruluşunda bulunan Tarih-i Harp Tahrir Heyeti ise 1921 yılında Erkân-ı Harbiye Tarih-i Askerî Encümeni (Genelkurmay Askerî Tarih Encümeni) adını almıştır. Bu teşkilatlanma Türk Kurtuluş Savaşı sonuna kadar devam etmiştir. Osmanlı Devleti, 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla fiilen son bulduktan sonra Genelkurmay Başkanlığının 1’inci Şubesine bağlı olan Harp Cerideleri Kısmı, ayrı bir şube olarak Harp Tarihi Şubesi’ne dönüştürülmüştür. Harp Tarihi Şubesi kuruluşundan 1922’ye kadarki dönemde “Balkan Harbi’nden Önceki Harpler”, “Balkan Harbi”, “Birinci Dünya Harbi”, “Sağlık Harp Tarihi”, “Veteriner Harp Tarihi” ve “Arşiv” konularında yazım faaliyeti yürütmüştür. Faaliyet kapsamında yazılan makale ve eserler, askerî mecmualara ek olarak yayımlanmıştır.
Bu çalışmalardan bir tanesi de Harp Tarihi Şubesi tarafından 1922 yılında “Osmanlı Harekât-ı Tarihçesi: Çanakkale Muharebatı” ismiyle, Birinci Dünya Savaşı’nın değerlendirilmesinin yapıldığı müsvedde bir çalışma oluşmuştur. Bu çalışmanın içeriğinde savaşın genel değerlendirilmesi, başarı ve başarısızlıkların sebepleri gibi konulara değinilmiştir. Ancak bu çalışma, 1915-1918 yıllarını kapsayan literatürden farklı olarak Osmanlı zaferi biçimde kamuoyuna yansıtılan tarih yazımının dışına çıkmıştır. 1922 yılında İstanbul’un işgal altında olması ve siyasi gerekçelerden dolayı bu çalışmada İtilaf Devletleri’ne bir anlamda tavsiye niteliği taşıyan yazım dili kullanılmıştır. “Çanakkale’de İtilaf Devletleri Nasıl Başarılı Olabilirdi?” sorusuna yönelik yapılan çalışma başlandığında, Çanakkale Savaşları’na katılan subaylardan gelen metinler, bu söylemin aksini söylemiştir. Hatta bu zaferin Almanlara rağmen bir Türk Zaferi olduğu vurgulanmıştır.
Harp Tarihi Şubesi, Türk Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Ankara’da Genelkurmay binasında uygun bir yer olmamasından dolayı Mayıs 1923’te Konya’ya taşınmıştır. Şubenin Konya’da bulunduğu sırada adı, Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Tarih-i Harp Dairesi olarak değiştirilmiştir. 1926 yılının Ağustos ayında ise Harp Tarihi Dairesi, Konya’dan Ankara’ya nakledilmiştir. Daire, 1928’de Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Tarih-i Harp Encümeni adını almıştır. 1935’te ise Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Riyasetinin adı Genelkurmay Başkanlığı olarak değiştirilmiş, Tarih-i Harp Encümeni de Genelkurmay Harp Tarihi Encümeni olarak anılmaya başlanmıştır. 1944 yılında ise Genelkurmay teşkilatında yapılan değişiklik sonucu Coğrafya Encümeni, Harp Tarihi Encümeni emrine verilmiş ve Genelkurmay Harp Tarihi Encümeninin adı; Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi ve Coğrafya Encümeni olmuştur. Encümen 1951’de, Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi adını almıştır. 1956 yılında ise Harp Dairesi, Hamamönü’nden Dikmen Caddesindeki binasına taşınmış ve yeni binasına taşındıktan sonra kadrosunu da güçlendirmeye başlamıştır. Bu kapsamda tarih yazar uzmanlığı kadroları için muvazzaf kurmay albaylarla emekli generaller dairede görevlendirilmiş, 1959 yılında muvazzaf deniz, hava, ordu donatım, levazım, sıhhiye, veteriner ve harita subaylarından birer uzman subay ataması yapılmıştır. Söz konusu sınıf subayları, arşivde bulunan belgelerin sınıflandırılması ve dosyalanması işine gözetimde bulunmuşlardı. 1960 yılında ise dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Cevdet Sunay’ın talimatıyla Osmanlıca bilen emekli albay ve yarbaylardan 44 kişinin ataması yapılmıştır. Yine aynı yıl içerisinde İstanbul’daki Osmanlı Arşivi’nde çalışmak üzere 10 emekli general ve subaylardan “Yazma Grubu” oluşturulmuş ve sonra bu grubun adı, “İstanbul Grubu” olmuştur. 9 Temmuz 1966’da Stratejik Enstitü kurulmuş, 17 Kasım 1966’da ise enstitü, “Stratejik Etütler Daire Başkanlığı” olarak adlandırılmıştır. Mart 1967 tarihinde Harp Tarihi Dairesi, Genelkurmay Başkanlığının J-7 Başkanlığına dönüştürülmüş ve ismi Harp Tarihi Başkanlığı olarak değiştirilmiştir. Bu tarihte kuruluşunda Sekreterlik, Harp Tarihi ve Stratejik Etütler Daireleri Başkanlıkları ile Askerî Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı bulunmaktaydı. Genelkurmay Başkanlığının 5 Eylül 1973 tarihli emriyle Harp Tarihi Başkanlığı bünyesinde Millî Harp Tarihi Komisyonu kurulmuş ve bu komisyon, 1974 yılında Uluslararası Askerî Tarih Komisyonuna üye olmuştur.1974 yılında Harp Tarihi Başkanlığının bünyesindeki Harp Tarihi Dairesi ile Stratejik Etütler Dairesi birleştirilerek Harp Tarihi ve Stratejik Etütler Dairesi Başkanlığı adını almıştır. Başkanlık çatısı altında harp tarihi yazımı dışında Silahlı Kuvvetler Dergisi, Askerî Tarih Dergisi, Harp Tarihi Vesikaları Dergisi, Savaş Menkıbeleri Dergisi, Atatürk Haftası Armağanı ve Stratejik Etütler Bülteni adlı süreli yayınlar da yayımlanmaya başlanmıştır.
3 Kasım 2011 tarihinde yapılan teşkilat değişikliğine göre kurumun adı Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Daire Başkanlığı olmuştur. 2018 yılında ise 16/07/2018 tarihli ve 30480 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Devlet Arşivleri Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayınlanmış ve bu kararname kapsamında Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Daire Başkanlığına bağlı Arşiv Şube Müdürlüğü bünyesinde toplanmış olan arşiv malzemelerin Devlet Arşivleri Başkanlığına devir süreci başlamıştır. 13 Kasım 2019 tarihli kadro düzenlemesi ile de Millî Savunma Bakanlığı (MSB) Arşiv Hizmetleri Şube Müdürlüğü, Genelkurmay ATASE Daire Başkanlığı ve Genelkurmay Basımevi Müdürlüğü birleştirilerek Arşiv ve Askerî Tarih Daire Başkanlığı adı altında yeniden teşkilatlandırılmıştır. Bu teşkilatlanma ile Arşiv ve Askerî Tarih Daire Başkanlığı; “MSB kadro ve kuruluşunda yer alan kurumlar tarafından üretilen ve geleceğe taşınmasına ihtiyaç duyulan askerî, tarihî, idari, hukuki, mali vb. nitelikteki belgelerin muhafazası, asıllarına sadık kalınarak restore edilmesi, sayısal ortama aktarılması, tercümesi, yayımlanması, sergilenmesi, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılan bilgi ve belge taleplerinin karşılanmasına yönelik faaliyetleri, mevzuat hükümleri çerçevesinde ve modern arşivcilik anlayışına uygun teknolojiler kullanılarak yerine getirme” vazifesine devam etmektedir. Arşiv ve Askerî Tarih Daire Başkanlığı tarafından hâlen yayımlanmakta olan süreli yayınlar şunlardır; Atatürk Haftası Armağanı, Askerî Tarih Belgeleri Dergisi, Askerî Tarih Araştırmaları Dergisi ve Silahlı Kuvvetler Dergisi’dir. Arşiv ve Askerî Tarih Daire Başkanlığı, Bakanlıklar ve Bilkent olmak üzere görevini iki ayrı yerleşkede sürdürmektedir.
Kaynakça
16/07/2018 tarihli ve 30480 Sayılı Kanun Hükmünde https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/07/20180716.htm (Erişim Tarihi: 13.04.2023).
Çaykıran, Güzin ve Bostancı, Ahmet. “Türk Askeri Tarihinin Hafızası: Genelkurmay ATASE Daire Başkanlığı Arşivi”. Silahlı Kuvvetler Dergisi. Temmuz 2016, Sayı 429; (12-17).
Çaykıran, Güzin. “Çanakkale Savaşlarına Bağlı Olarak Türkiye’de Kurumsal Askerî Tarih ve Arşiv Çalışmalarının Başlaması”. Anafarta. Yaz 2019. Sayı: 3; (111-112).
Erkal, Şükrü. Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti Dönemi 23 Nisan 1920-29 Ekim 1923. c. 4, Ks. 1, Ankara: Genelkurmay Basımevi, 1984.
Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Başkanlığı Tarihi (1916-1998). Ankara: Genelkurmay Basımevi, 1999.
Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt (ATASE) Daire Başkanlığı Arşiv Şube Müdürlüğü Tanıtım Broşürü, Ankara: Genelkurmay Basımevi, 2018.
https://www.msb.gov.tr/ArsivAskeriTarih (Erişim Tarihi: 13.04.2023).
Keskin, Alev. “Kuruluşunun 100’üncü Yıl Dönümünde ATASE Daire Başkanlığı”. Silahlı Kuvvetler Dergisi. Nisan 2016, Sayı: 428; (4-15)
Kuşku, Onur. “Türk Literatüründe Çanakkale Savaşları Tarih Yazıcılığının Oluşumu (1915-1922).”(Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Çanakkale 2019.
Yazar: Fatma Ürekli Editör: Murat Karataş Web Sitesi: Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi Yayımcı: Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları ISBN: 978-605-80897-7-8 Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul 2023 Erişim Tarihi: 27 Temmuz 2026 Web Adresi: https://canakkalesavaslariansiklopedisi.com/canakkale-1915-panorama-muzesi/

