SÂİLER
YAVUZ SELİM ÇELOĞLU
Osmanlı Devleti’nde posta ve haberleşme hizmetleri, 1840 yılında Posta Nezaretinin kurulmasıyla resmî bir yapıya kavuşturulmuşsa da Birinci Dünya Savaşı yıllarına gelindiğinde posta teşkilatı özellikle köy ve nahiye gibi küçük yerleşim birimlerinde hala tamamlanamamıştı. Bu nedenle kırsal bölgelerde yaşayan halk, posta ve haberleşme hizmetlerinden büyük ölçüde mahrum kalmışlardır. Seferberlik ilanıyla birlikte milyonlarca erkeğin silahaltına alınarak cephelere sevk edilmesi, asker aileleri ile cephedeki askerler arasındaki iletişim ihtiyacını daha da hayati bir hâle getirmişti. Mevcut posta teşkilatının yetersizliği karşısında bu ihtiyacın önemli bir bölümü, gönüllü posta hizmeti veren sâîler aracılığıyla karşılanmaya çalışılmıştır.
Sâî; hızlı yürüyen, dayanıklı, haber ve emanet taşıyan gönüllü postacı anlamına gelen tarihî bir kavramdır. Abbasîlerden itibaren İslam devletlerinde, Selçuklu ve Osmanlılarda farklı biçimlerde kullanılan bu haberleşme usulü, Osmanlı Devleti’nde Posta Nezareti kurulmadan önce yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Posta Nezaretinin kurulmasıyla birlikte resmî ve sivil tüm posta faaliyetleri devlet tekeline alınmasıyla sâîlik gibi özel posta hizmetleri yasaklanmıştır. Ancak ülkedeki posta hizmetleri taşradaki teşkilatlanmasını tamamlayamadığından savaş koşullarında bu eski usul yeniden kullanılmıştır.
Birinci Dünya Savaşı sırasında, özellikle Çanakkale Cephesi gibi yoğun çatışmaların yaşandığı bölgelerde sâîler, asker aileleri ile cephedeki askerler arasında hayati bir haberleşme köprüsü kurmuşlardır. Asker aileleri, belirli bir ücret karşılığında mektup, para, elbise ve uzun süre dayanabilen gıda maddelerini sâîler aracılığıyla cephedeki yakınlarına ulaştırabilmiş; askerler de ailelerine gönderdikleri mektup ve hediyeleri yine sâîler vasıtasıyla ailelerine ulaştırmışlardır. Halkın önemli bir bölümünün kırsal bölgelerde yaşadığı bir dönemde, bu uygulama sayesince asker ve asker aileleri arasında haberleşme sağlanarak hem cephe hattındaki askerlerin moral ve motivasyonu yükselmiş hem de asker ailelerinin yakınları hakkındaki endişeleri giderilmiştir.
Askerlerin aileleriyle iletişim hâlinde olmalarının askerin moral ve motivasyonu üzerindeki olumlu etkisinin farkında olan sivil ve askerî makamlar, sâîler vasıtasıyla gerçekleşen bu gayri resmi haberleşme usulüne kolaylık göstermişlerdir. Bu sayede sâîler, harp sahasına hatta en ileri hatlara kadar girebilmiş, emanetleri bizzat askerlere teslim edebilmişlerdir. Alman General Hans Kannengiesser’in hatıratında ve Çanakkale Savaşları’nda görev yapan askerlerin anılarında yer alan ifadeler, sâîlerin cephede ne derece yaygın ve etkili bir rol oynadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Seferberlik sürecinde asker ihtiyacının artmasıyla genç nüfusun büyük ölçüde silahaltına alınması, sâîlerin çoğunlukla yaşlı ve yörede tanınan güvenilir kişilerden oluşmasına neden olmuştur. Ancak sâî sayısındaki artış, bazı suiistimalleri de beraberinde getirmiş; zaman zaman para ve değerli eşyaların zimmete geçirilmesi gibi vakalar da yaşanmıştır. Bunun üzerine devlet, 25 Temmuz 1915 tarihinde sâîlerin çalışma usul ve esaslarını düzenleyen bir talimatname yayımlamıştır. Bu talimatname ile sâîlerin kimliklendirilmesi, taşınan eşyaların kayıt altına alınması zorunluluğu getirilmiştir. Söz konusu talimatname ile sâîlerin yalnızca mektup, para, elbise ve bozulmayacak gıda maddeleri taşıyabilecek; askerler ise ailelerine sadece mektup gönderebilecekti. Taşınan tüm evrak ve eşyalar sansüre tabi tutulacak, kurallara uymayanlar divan-ı harplerde yargılanabilecekti. Bu düzenleme ile hem sâîliğin usul ve esasları belirlenerek asker ailelerinin daha güvenli bir şekilde posta ve haberleşme ihtiyacı karşılanmış hem de casusluk başta olmak üzere cephedeki olası güvenlik sorunları ve suiistimaller önlenmeye çalışılmıştır.
Sonuç olarak, Birinci Dünya Savaşı yıllarında özellikle Çanakkale Savaşları’nda sâîler, resmi posta teşkilatının yetersiz kaldığı koşullarda askerlerle aileleri arasında hayati öneme sahip gayri resmi bir haberleşme ağı oluşturmuştur. Halk tarafından oluşturulan bu gönüllü posta sistemi devlet tarafından desteklenmiş ve çıkarlan talimatname ile de bu hizmeti verenlerle ilgili standartlar belirlenmiştir.
Kaynakça
Çeloğlu, Yavuz Selim. “Çanakkale Cephesi’nde Gönüllü Postacılar: Sâiler”. Ege 9. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi. 22 -24 Eylül 2023, İzmir, 1065-1072.
Devellioğlu, Ferit. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat. Ankara, 2006.
Kannengiesser, Hans. Çanakkale Cehenneminde 500 Alman. Çev. Ege Çınar Arcan, İstanbul 2015.
Kannengiesser, Hans. Çanakkale’de Türklerle Beraber Bir Alman Albayın Gözünden Çanakkale. Çev, Mehmet Serez, İstanbul: Timaş Yayınları, 2009.
Münim Mustafa. Çanakkale ve Kanal Seferi Hatıraları Cepheden Cepheye. Yay. Haz. Metin Martı. İstanbul: Arma Yayınları, 2002.
Pakalın, Mehmet Zeki. Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü. İstanbul 1972.
Yazıcı, Nesimi. “Tanzimatta Haberleşme ve Kara Taşımacılığı”. OTAM Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi. Nisan 1992, 3/3; 333-377.
Yıldıran, İbrahim. “Atlı Halkın Yaya Haberci Koşucuları: Peykler ve Performansları”. Anadolu Uygarlıklarında Spor. Ed. İbrahim Yıldıran ve Timur Gültekin. Ankara, 2012, 188-201.
Atıf
Çeloğlu, Yavuz Selim. “Sâiler”, Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi, Ed. Murat Karataş, İstanbul: Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları (ISBN: 978-605-80897-7-8-), 2026.
Yavuz Selim Çeloğlu, “Sâiler”, Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi, Ed. Murat Karataş, Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları (ISBN: 978-605-80897-7-8-), İstanbul 2026.
