İBRAHİM SÜREYYA YİĞİT
VİCDAN ÖZTÜRK
İbrahim Süreyya Yiğit, 1880 (1296) yılında İstanbul’un Üsküdar semtinde, Doğancılar mahallesinde dünyaya gelmiştir. Babası Gümüşsuyu Hastanesi doktorlarından Yarbay Ahmet Servet Bey, annesi ise Emine Cenaniyar Hanım’dır. İbrahim Süreyya Bey’in babasını erken yaşta kaybetmesi sebebiyle eğitimiyle dedesi Mekteb-i Tıbbiye Nazırlarından Arif Bey ve ağabeyi devrin tanınmış eğitimcilerinden Ali Nazima Bey yakından ilgilenmiş; bu durum onun aydın bir çevrede yetişmesini sağlamıştır. İlk ve orta öğrenimini ağabeyinin kurduğu Mekteb-i Edeb’de tamamlayan Süreyya Bey, yükseköğrenimini Mekteb-i Mülkiye-i Şahane’de yapmış ve 1900 yılında iyi dereceyle mezun olmuştur. Memuriyet hayatına Mektubî Kalemi’nde adım atan Süreyya Bey, II. Abdülhamit döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti ile olan bağları neticesinde tutuklanarak üç yıl süreyle Sinop Kalesi’nde kalebentlik cezasına çarptırılmıştır. 1905 yılında cezasını tamamlayarak İstanbul’a dönen Süreyya Bey bir süre Karantinalar İdaresi’nde çalışmış, 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte mülki idare basamaklarını hızla tırmanmaya başlamıştır. Bu kapsamda 14 Eylül 1909’da Atranos (Orhaneli), 30 Kasım 1909’da Menlik, 18 Nisan 1910’da Cuma-i Bala ve nihayet 27 Ocak 1911’de Yenice-i Vardar Kaymakamlığı görevlerine atanmıştır. Cuma-i Bâlâ Kaymakamlığı esnasında, Üçüncü Ordu bünyesinde bir tetkik gezisine çıkan ve aralarında Mustafa Kemal Atatürk’ün de bulunduğu askeri heyeti ağırlaması, ömür boyu sürecek tarihi bir dostluğun temellerini atmıştır.
1911 yılında İtalya’nın Trablusgarp’a saldırması, İbrahim Süreyya Bey’in kariyerinde büyük bir fedakârlık örneğine sahne olmuştur. Kaymakamlık gibi önemli bir idari makamı terk ederek vatan savunmasına gönüllü katılma kararı almış, kılık değiştirerek İskenderiye üzerinden Derne cephesine geçmiştir. Burada Binbaşı Mustafa Kemal’in emrine girerek bir yıl boyunca bizzat muharebelere iştirak etmiş, aynı zamanda hukukçu kimliğiyle Dîvân-ı Harp Hukuk Müşavirliği görevini ifa etmiştir. Balkan Savaşları’nın başlamasıyla İstanbul’a dönen Süreyya Bey, 24 Ocak 1912 tarihinde İstanbul Polis Müdüriyet-i Umumiyesi Tahrirat Şubesi Müdürlüğü’ne getirilmiş; bu görevi sürdürürken 16 Temmuz 1914’te ek olarak vekaleten Çatalca Mutasarrıflığı’na atanmıştır. Hakkâri Mutasarrıflığı’na tayini çıkmasına rağmen Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi üzerine stratejik önemi haiz Çatalca’da kalması uygun görülmüş ve 8 Eylül 1914’te bu göreve resmen atanmıştır. Çatalca’daki idari disiplini ve seferberlik sürecindeki başarısı, onun savaşın kalbi sayılan Çanakkale bölgesine atanmasının önünü açmıştır.
İbrahim Süreyya Bey’in kariyerindeki önemli dönüm noktalarından biri, 20 Haziran 1915 tarihinde Gelibolu Mutasarrıflığına atanması olmuştur. Bu atama, Çanakkale Savaşları’nın kara muharebelerinin en şiddetli evresine tesadüf etmesi bakımından hayati bir önem taşımaktadır. Maydos (bugünkü Eceabat) siperlerinde görev yapan Süreyya Bey, mülki amir sıfatıyla ordunun lojistik ve idari yükünü üstlenmiş; iaşe, ikmal ve sevkiyat süreçlerinin koordinasyonunu sağlamıştır. Bölgedeki köylerden ve çevre kazalardan iaşe toplanması, bu malzemelerin bombardıman altında kesintisiz olarak cepheye ulaştırılması ve ikmal yollarının güvenliği bizzat onun denetiminde olmuştur. İtilaf Devletleri’nin Gelibolu kasabası üzerine gerçekleştirdiği ağır bombardımanların sivil halk ve yerleşim birimleri üzerindeki tahribatını, Süreyya Bey profesyonel bir hasar tespit çalışmasıyla belgelemiştir. 28 Haziran 1915 tarihli raporunda, bölgedeki maddi hasarın 1.296.590 kuruş gibi o dönem için muazzam bir meblağ olduğunu saptamış; hayatını kaybeden sivil vatandaşların listesini ve mağduriyetleri detaylı cetvellerle Dahiliye Nezareti’ne bildirmiştir. Bu çalışmalarıyla, bölgedeki maddi zararları ve sivil kayıpları ayrıntılı olarak belgeleyerek, savaşın etkilerini devlet arşivlerinde sistematik biçimde kayıt altına almıştır. Ayrıca, stratejik güvenlik gerekçeleri çerçevesinde, Temmuz 1915’te Gelibolu ve çevresindeki köylerde (Kavaklı, Fındıklı, Galata Bayır, Birgus, Tayfur) yaşayan yaklaşık 10.470 Rum vatandaşın Erdek ve Bandırma bölgelerine sevkini, askerî harekâtın güvenlik ve düzenini bozmadan, planlı ve disiplinli bir idari organizasyon kapsamında koordine etmiştir.
Süreyya Bey’in Gelibolu’daki bir diğer görevi, savaşın askerî ve sivil boyutlarını dönemin önde gelen yazar ve şairlerine göstermek olmuştur. 1915 yılında Çanakkale Cephesi’ndeki gelişmeleri yerinde gözlemlemek amacıyla İstanbul’dan gelen seçkin bir yazar ve şair heyetini Gelibolu’da ağırlamıştır. Heyette Ömer Seyfettin, Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Mehmet Emin (Yurdakul), Enis Behiç (Koryürek), İbrahim Alâeddin (Gövsa), Ali Canip (Yöntem), Hakkı Süha (Gezgin) ve Ahmet Ağaoğlu gibi dönemin önde gelen edebiyatçıları yer alıyordu. Savaşın şiddeti nedeniyle güvenlik gerekçeleriyle heyetin cepheyi bizzat gezmesine izin verilmemiş, ancak Miralay Mustafa Kemal Bey ile telefon aracılığıyla görüşmeleri sağlanmıştır. İlerleyen günlerde Süreyya Bey, İstanbul’dan gelen diğer sanatçıları da ağırlayarak; fotoğraf muhabiri Burhan Felek ile şairler Yusuf Ziya (Ortaç) ve Orhan Seyfi (Orhon) gibi isimleri cephede gezdirip bölge ve askerî durum hakkında detaylı bilgi vermiştir. Bu faaliyetleriyle İbrahim Süreyya Bey, savaşın sivil aydınlar aracılığıyla kamuoyuna aktarılmasında önemli bir köprü rolü üstlenmiştir. Bu üstün hizmetleri neticesinde kendisine Beyaz Şeritli Muhabere Gümüş İmtiyaz Madalyası verilmiş; ayrıca Alman Kumandanlığı (Mareşal Von der Goltz) tarafından askerî harekâtı destekleyen idari başarısı nedeniyle Gümüş ve Yeni Harp Madalyası ile onurlandırılmıştır.
Gelibolu’daki görevinden 11 Kasım 1915’te ayrılan Süreyya Bey, sırasıyla Kırkkilise (Kırklareli), Karesi (Balıkesir) ve İzmit Mutasarrıflığı görevlerinde bulunmuştur. Kırklareli’de savaş mağduru çocuklar için açtığı 150 kişilik yetimhane ve tarımsal üretimi artırma çalışmalarıyla Gümüş İftihar Madalyası’na layık görülmüştür. Karesi Mutasarrıflığı esnasında asayişi bozmaya çalışan çeteler ve asker kaçaklarıyla mücadele ederek bölgede huzuru sağlamış; bu başarılarından ötürü Üçüncü Dereceden Osmani Nişanı ile onurlandırılmıştır. 19 Ağustos 1917’de atandığı İzmit Mutasarrıflığı, onun Millî Mücadele’nin hazırlık evresindeki kilit rolünün başlangıcı olmuştur. 13 Kasım 1918’de Adana’dan dönen Mustafa Kemal Paşa ile İzmit Tren İstasyonu’nda gerçekleştirdiği gizli görüşme, milli mücadele hareketinin yerel örgütlenme talimatlarını aldığı tarihi bir andır. Mustafa Kemal Paşa’nın direktifiyle İzmit’i “Anadolu’nun kapısı” hâline getirecek gizli bir lojistik koridor (Düzce–Hendek hattı) oluşturmuş; ilerleyen günlerde Anadolu’ya iltihak edecek kişi ve grupların sevk ve organizasyonunun alt yapısını kurmuştur.
Damat Ferit Paşa Hükümeti tarafından İttihatçı olduğu gerekçesiyle 9 Mart 1919’da azledilmesine rağmen İzmit’ten hemen ayrılmamış, bölgedeki Pontusçu ve Ermeni çeteleriyle mücadelesini sürdürürken Mustafa Kemal Paşa ile temasını koparmamıştır. Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışının ardından, 24 Mayıs’ta Rauf (Orbay) Bey ile birlikte Galata’dan kalkan bir gemiyle Anadolu’ya geçen Süreyya Bey, Bandırma’da Çerkez Ethem ile görüşerek milli kuvvetlerin teşkilatlanması için gerekli mühimmat ve altın transferini koordine etmiştir.
Amasya’da Mustafa Kemal Paşa’nın heyetine dahil olan Süreyya Bey, Amasya Tamimi’nin hazırlık süreçlerinde bizzat bulunmuş ve toplantıların güvenliğini yerel milisler oluşturarak sağlamıştır. Amasya delegesi sıfatıyla katıldığı Erzurum Kongresi’nde, Mustafa Kemal Paşa’nın kongre başkanlığına seçilmesi ve Heyet-i Temsiliye Başkanı olması konusunda kendisine destek olmuştur. Kongrenin sona erdiği 7-8 Ağustos 1919 gecesi Mustafa Kemal Paşa’nın kendisine ve Mazhar Müfit Bey’e Cumhuriyet’in ilanı, şapkanın kabulü ve Latin harflerine geçiş gibi inkılap hedeflerini not ettirdiği iki kişiden biridir. Sivas Kongresi’ne Saruhan delegesi olarak katılan Süreyya Bey, manda tartışmalarının en sert geçtiği oturumlarda tam bağımsızlık fikrini savunmuş ve Meclis-i Mebusan’ın açılması için kurulan hazırlık encümeninde aktif görev almıştır.
Son Osmanlı Mebusan Meclisi’ne Saruhan Mebusu olarak giren Süreyya Bey, İstanbul’da “Felah-ı Vatan” grubunun yönetim kurulunda yer alarak Misak-ı Milli’nin kabulü için mücadele etmiştir. 16 Mart 1920’de İstanbul’un resmen işgali üzerine İngilizlerin tutuklama listesinde yer alması nedeniyle, daha önce kendisinin güvenli hale getirdiği Düzce-Hendek yolu üzerinden Albay İsmet (İnönü) ve Celalettin Arif Bey ile birlikte Ankara’ya geçmiştir. 23 Nisan 1920’de açılan I. Dönem TBMM’de ilk Başkanlık Divanı’nda İdare Amiri seçilen Süreyya Bey, Meclis bünyesinde kurulan on adet komisyonun teşkiline öncülük etmiştir. Bu süreçte Sovyetler Birliği ile ilişkileri dengelemek amacıyla Mustafa Kemal Paşa’nın talimatıyla kurulan Yeşil Ordu Cemiyeti ve resmi Türkiye Komünist Fırkası’nın kurucu üyeleri arasında yer almıştır.
Süreyya Bey, Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından Mustafa Kemal Paşa’ya “Gazi” ve “Mareşal” unvanlarının verilmesi için TBMM’ye kanun teklifi sunan milletvekilleri arasında yer almıştır. 1923 yılında İzmit Milletvekili olarak girdiği II. Dönem TBMM’de, inkılapların gerçekleştirilmesinde etkin rol oynamış; Soyadı Kanunu ile bizzat Atatürk tarafından “Yiğit” soyadı ile onurlandırılmıştır. Millî Mücadele’deki üstün hizmetleri dolayısıyla Yeşil-Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirilen Süreyya Bey, sosyal alanda da önemli sorumluluklar almıştır. Türkiye Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin (Çocuk Esirgeme Kurumu) ilk kurucularından biri olarak savaş mağduru çocukların topluma kazandırılmasına katkı sağlamıştır. 1950 yılına kadar aralıksız sürdürdüğü parlamento hayatının ardından 4 Kasım 1952’de vefat eden İbrahim Süreyya Yiğit, Çanakkale’den Anadolu’nun çeşitli bölgelerine uzanan idarî ve siyasî faaliyetleriyle Millî Mücadele ve Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde görev almış önemli isimlerden biridir.
Kaynakça
Aldan, Mehmet. Ulusal Kurtuluşumuzda Atatürk Yolunda Yöneticiler. Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, 2001.
Aşkun, Vehbi Cem. Sivas Kongresi. İstanbul: İnkılâp ve Aka Kitabevleri, 1963.
Çankaya, Ali Mücellidoğlu. Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler. C.II, Ankara: Örnek Matbaası, 1954.
Çoker, Fahri. Türk Parlamento Tarihi Milli Mücadele ve TBMM I. Dönem 1919-1923. C.III, Ankara: TBMM Vakfı Yayınları, 1995.
Dursunkaya, Ali Rıza. Kırklareli Vilayetini Tarih, Coğrafya, Kültür ve Eski Eserleri Yönünden Tetkik. C.I, Kırklareli: Yeşilyurt Basımevi, 1948.
Öztürk, Vicdan. “İbrahim Süreyya Bey (Yiğit)’in Hayatı ve Parlamenter Faaliyetleri“. Turkish Studies. Spring 2013, Volume 8/5; 631-643.
Yiğit, Nuyan. Atatürk’le 30 Yıl İbrahim Süreyya Yiğit’in Öyküsü. İstanbul: Remzi Kitabevi, 2006.
Atıf
Öztürk, Vicdan. “İbrahim Süreyya Yiğit”, Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi, Ed. Murat Karataş, İstanbul: Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları (ISBN: 978-605-80897-7-8-), 2026.
Vicdan Öztürk, “İbrahim Süreyya Yiğit”, Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi, Ed. Murat Karataş, Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları (ISBN: 978-605-80897-7-8-), İstanbul 2026.
