CEVAT (ÇOBANLI) PAŞA
Selçuk OSMANOĞLU
Cevat Çobanlı, 14 Eylül 1870’te İstanbul’da doğmuştur. II. Abdülhamit devri paşalarından Müşir Mehmet Şakir Paşa’nın oğludur. Galatasaray Sultanisinde ortaöğretimini tamamladıktan sonra aile mesleği olan askerliğe yönelmiştir. 1891’de Harp Okulundan teğmen, 1894’te Harp Akademisinden kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun olmuştur. Aynı yıl padişah yaveri unvanıyla saray kurmaylığına atanmıştır. Sarayı korumakla görevli 2’nci Tümen Komutanlığını, 31 Mart Vakasına kadar sürdürmüştür.
31 Mart Vakası patlak verdiğinde daha önce bazı askerî disiplinsizlikleri bastırmadaki rolü nedeniyle Cevat Bey, isyancı askerlerin hedeflerinden biri olmuştur. İsyan ateşinin söndürülmesi maksadıyla alınan tedbirlerden biri de Cevat Bey’in 2’nci Tümen Komutanlığı görevinden alınmasıdır.
31 Mart Vakasından yaklaşık dört ay sonra orduda bazı komutanların hızlı terfi ettiği gerekçesiyle hazırlanan Tasfiye–i Rüteb Kânûnu ile Cevat Bey’in rütbesi 19 Ağustos 1909’da feriklikten kaymakamlığa kadar düşürülmüştür. Cevat Bey, bunu gurur vesilesi yapmayarak askerlik mesleğine devam etmiştir. Rütbesi düşürülmesine rağmen gözden çıkarılan bir komutan olmamıştır. Nitekim tasfiyeden hemen sonra 28 Ağustos 1909’da yeni açılan Erkân-ı Harbiye Mektebi’nin müdürlüğüne getirilmiştir. 9 Ocak 1911 tarihine kadar bu görevde kalmıştır.
Balkan Savaşları’nda Cevat Bey sırasıyla; Şark Ordusu Kurmay Başkanlığı, Çatalca Müstahkem Mevkii ve Genel Topçu Komutanlığı Kurmay Başkanlığı (I. Çatalca Muharebesi) ve 9’uncu Tümen Komutanlığı (II. Çatalca Muharebesi) yapmıştır. Çatalca Muharebelerinde tarafsız bölgenin belirlenmesi için Türk tarafını temsilen oluşturulan komisyonlara başkanlık etmiştir.
1.Dünya Savaşı başladığında Cevat (Çobanlı) Paşa, miralay rütbesiyle 3’üncü Kolorduya bağlı 9’uncu Tümen Komutanıydı. 9’uncu Tümen’in görevi, düşmanın karaya bir çıkarma yapma tehlikesine karşı Gelibolu’nun sahil şeridini korumaktı. 9’uncu Tümen Komutanı olarak sahili çeşitli bölgelere ayırmak suretiyle tedbirler almaya başladığı bir dönemde 10 Ağustos 1914 tarihinde Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanlığı gibi önemli bir göreve atanmıştır. 2 Ağustos’ta Dünya Savaşı başlamış, Çanakkale Boğazı en kilit mevkilerden biri haline gelmiştir.
Miralay Cevat Bey’in Müstahkem Mevki Komutanlığına getirildiği gün başkomutanlığın emriyle Goeben ve Breslau adlı Alman muharebe gemilerinin Boğaz’dan içeri girmelerine müsaade edilmiştir. Goeben ve Breslau’yu takipteki İngiliz donanmasına ait gemiler, Boğaz girişini ablukaya almıştır. Hedeflerinde Alman gemileri olmasına karşın Türk sularında egemenlik haklarını kısıtlayan İngiliz ablukası nedeniyle Başkomutanlık ve Müstahkem Mevkii Komutanlığı her ihtimali gözeterek güvenlik tedbirlerini artırmaya öncelik vermiştir. Bunun için Çanakkale Boğazı’nın savunması için büyük gemiler tahsis edilmiştir. Cevat Paşa, birliklerine ağır topçu birliklerinin ve mayın müfrezesinin hazır olmalarını, İngilizlerin sahildeki teşebbüsüne ateşle karşılık verilmesini emretmiştir. Her gün keşifler yaptırılarak Boğaz önündeki hareketlilikler başkomutanlığa bildirilmiştir. 18 Eylül’de İngiliz filosu atış talimi yaptıktan bir gün sonra Müstahkem Mevkii Komutanlığı, Boğaz’ın zorla geçilmesi ihtimaline karşı bir tatbikat yapmıştır. Bunu 23 Eylül’de merkez tabyalarının atış talimi izlemiştir.
Alman gemilerinin Boğaz’dan girişi Türk tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Almanya’ya ait savaş gemilerinin Boğaz’dan içeri girmesinden itibaren Alman komutanlar, Türkleri savaşa sokma misyonuyla hareket etmeye başlamıştır. Daha 27 Ağustos’ta Cevat Bey, Amiral Souchon ve Weber Paşa’nın kendisine yaptıkları ziyarette Alman komutanların Türkleri harbe sürükleme niyetinde olduklarını sezmiştir. Tarafsızlığa zarar verecek davranışlardan kaçınılmasına dair emirlere rağmen Almanların buna riayet etmediğini fark etmiş ve başkomutanlığa şikâyette bulunmuştur. Almanlar Marne Muharebesinde durdurulmalarından sonra müttefike ihtiyaç duyarak Türkleri savaşa sokma yönündeki çabalarını arttırmıştır. Nihayetinde Karadeniz’de tatbikat bahanesiyle Enver Paşa’dan izin alan Amiral Souchon, 29 Ekim’de komutasındaki Osmanlı donanmasıyla Rusların Karadeniz’deki Odesa, Sivastopol, Novorosisk ve Feodosya limanlarını bombalamıştır. Bu olayla Osmanlı Devleti hiçbir meclis ve kabine kararı olmadan savaşa girmiştir.
Ruslar 1 Kasım’da Kafkasya üzerinden taarruza geçmiştir. Rusların müttefiki İngilizler, Karadeniz’deki olaya misillemede bulunmak ve bir bakıma harp ilan etmek amacıyla Çanakkale önlerindeki filoya Boğaz’ı bombalaması emrini vermiştir. Boğaz girişindeki Seddülbahir, Ertuğrul, Kumkale ve Orhaniye tabyaları 3 Kasım’da bombardıman edilmiştir. Bombardıman kısa sürmesine rağmen Seddülbahir’deki cephaneliğe isabet eden iki mermi büyük bir zayiata neden olmuştur. Bunun üzerinde Cevat Bey, kullanılmayan cephaneyi geri mevzilere kaydırarak yeni faciaların yaşanmaması için tedbirler almıştır. Ayrıca bu bombardıman Müstahkem Mevkii Komutanlığının 20 Eylül’de hazırladığı savunma planındaki haklılığını ortaya koymuştur.
Miralay Cevat Bey, Müstahkem Mevkii Komutanı olarak atandığında Dünya Savaşı başlamış ancak Çanakkale Boğazı’nın savunmasına dair elde sadece daha önce Türkiye’ye Alman Askerî Misyonunun temsilcisi olarak gelen Amiral Schack’ın hazırladığı bir rapor vardı. Amiral Schack’a göre asıl savunma Boğaz’ın girişinde yapılmalıydı. Schack, Boğaz’ın savunması için mayınları gerekli görmemiştir. Miralay Cevat Bey ve Kurmay Başkanı Selahattin Adil Bey, Schack’ın raporunun eksikliklerini erkenden fark edip yeni bir savunma planı hazırlamıştır. 20 Eylül 1914’te Başkomutanlığa sunulan planda Çanakkale Boğazı’nın asıl savunma noktasının Çanakkale – Kilitbahir arası olması belirtilmiştir. Plana göre en önemli savunma araçları, mayınlar ve kıyı bataryaları olarak belirlenmiştir. Cevat Bey, Boğaz’a iki şekilde taarruz yapılabileceği tahmininde bulunmuştur. Birinci tahminine göre düşman donanması önce girişteki ana tabyaları, Boğaz içerisine girdikten sonra da kıyıdaki bataryaları susturup ve mayınları temizleyerek Çanakkale Boğazı’nı geçmeye teşebbüs edecekti. İkinci olarak düşman donanması bir yandan girişteki tabyaları sustururken diğer taraftan zorlamayla Boğaz’ı geçmeye çalışacaktı. Ancak Cevat Bey, mayınlar ve istihkâmlar susturulmadan düşmanın bu hareketine ihtimal vermemiştir. Cevat Bey, savunma planlarını her iki ihtimali de gözeterek hazırlamıştır. Amiral Schack’ın raporunda asıl savunma mevkii olan girişteki tabyalar, Cevat Bey’e göre her ihtimalde düşecekti. Çünkü açık denizde manevra kabiliyetine sahip düşman gemileri, uzun menzilli toplarıyla sabit tabyalara üstünlük sağlayacaktı. Nitekim İtilaf Donanması’nın 25 Şubat’taki bombardımanında giriş tabyalarının susturulmasıyla Amiral Schack’ın raporunun sakıncası alenen görülecektir. Schack’ın raporunun bir sakıncası da şayet savunmanın ağırlığı girişte kurulursa bu bölgenin başarılı bir çıkarma hareketiyle ele geçirilmesi ihtimaliydi.
Girişteki tabyaların her türlü susturulacağını düşünen Cevat Bey, asıl savunma tertibatını Boğaz içerisinde kurmuştur. Boğaz mayınlarla döşenecek ve kıyılara yerleştirilecek bataryalarla hem mayınların temizlenmesi hem de merkez istihkâmların rahatça bombardımanı engellenecektir. Çanakkale Müstahkem Mevkii’nin savunma planında dikkat çeken bir yer de Karanlık Liman olmuştur. Karanlık Liman, Boğaz’ın geniş bir yerinde olması sebebiyle düşman gemilerinin topçu ateşinden korunabileceği manevra alanından çıkarılması düşünülmüştür. Edirne ve İstanbul’dan getirilen topçu birlikleri bu amaçla Erenköy ve Halileli sırtlarına yerleştirilmiştir.
Enver Paşa, 22 Ekim 1914 tarihinde Müstahkem Mevkii Komutanlığı’na Çanakkale’nin savunmasına dair bir planın hazırlanacağını bildirmiştir. Planı hazırlayacak komisyon; Merten Paşa başkanlığında, Miralay Cevat Bey, Kaymakam Wossidlo ve Müstahkem Mevkii Kurmay Başkanı Selahattin Adil’den oluşan üyelerden oluşmuştur. Komisyon her türlü taarruza karşı ne surette savunma yapılacağına dair bir rapor hazırlamakla görevlendirilmiştir. Komisyon 8 Kasım 1914’te “Muhârebe-i Bahrîyeye Karşı Mevki‘-i Müstahkemin Müdâfa‘a Planı” adıyla hazırladığı planı, Başkomutanlığa sunmuştur. Kabul edilen savunma planı tüm birliklere tebliğ edilmiştir. Başkomutanlığın emriyle hazırlanan ve kabul edilen savunma planı, genel itibarıyla 20 Eylül’de Müstahkem Mevkii Komutanlığının hazırladığı planı esas almıştır. Mayınlara ağırlık verilmesi, asıl müdafaa bölgesinin Çanakkale–Kilitbahir arasında olması, Erenköy koyunda alınan tedbirler, her iki planda da benzerlik göstermiştir. Muhtemelen 3 Kasım’daki kısa süreli bombardımanda girişteki tabyalara verilen zayiatın boyutu Müstahkem Mevkii Komutanlığının hazırladığı planın tatbik edilmesine etki etmiştir. Cevat Bey, 29 Kasım 1914 tarihinde Mirliva rütbesine yükselerek “Paşa” olmuştur.
İngiltere Denizcilik Bakanı W. Churchill, Türklerin Almanlarla birlikte harbe girmesi kesinleştikten sonra Çanakkale Boğazı’na saldırı konusundaki ısrarını artırmıştır. Başlangıçta bu istek kabul görmemiş, savaşın sonucunu Batı cephesinde alınacağına inanılmıştır. Ancak Avrupa’da Batı cephesi statikleşmiş, bir türlü sonuç alınamayan çok kayıpların verildiği siper savaşlarına dönmüştür. Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesiyle İtilaf Devletleri’nin Rusya ile bağlarını büyük ölçüde koparması savaştaki dengeleri değiştirmiştir. Ayrıca Rusların Kafkasya’da Türklere karşı İngiltere’den yardım istemeleri karşılık bulmuştur. Sonuç olarak Çanakkale Boğazı’na donanma gücüyle bir harekât düzenlenmesi kararı alınmıştır. Çanakkale’deki İngiliz Donanma Komutanı Amiral Carden’ın hazırladığı plana göre önce Boğaz girişindeki tabyalar ve set bataryaları susturulup mayınlar temizlendikten sonra merkez istihkâmlar bombardıman edilecek ve son mayın hatları da temizlendikten sonra Boğaz geçilecektir.
İtilaf Donanması’nın bombardımanı 19 Şubat 1915 tarihinde başlamış ve 25 Şubat günü gerçekleştirilen bombardımanda Cevat Paşa’nın tahmin ettiği gibi Çanakkale Boğazı’nın girişindeki tabyalar düşmüştür. Cevat Paşa düşmanın buralara asker çıkarma tehlikesine karşı piyade birliklerini karadaki mevzileri savunmak üzere vazifelendirmiştir. İtilaf Donanması, 25 Şubat’tan 18 Mart’a kadar olan dönemde çeşitli fasılalarla Boğaz içerisinde mayınları temizleme ve bombardımanla istihkâmları yok etme faaliyetlerinde bulunmuş ancak bunda bir türlü başarılı olamamıştır.
İtilaf Donanması’nın Çanakkale Boğazı’na yönelik kesin taarruzun ne zaman yapılacağı bilinmemekle beraber Cevat Paşa’ya göre Müstahkem Mevkii taarruza hazırdı. Cevat Paşa 18 Mart sabahı, Kilitbahir’deki kıtaları teftişe gitmeden önce Bozcaada önlerinde İtilaf Donanması’nda bir hareketlilik haberi alındığından Kurmay Başkanı Selahattin Adil Bey’e hava keşfi yaptırmasını söylemiştir. Ardından Kilitbahir’e doğru yola çıkarak tabyaları gezmiştir. Daha sonra 19’uncu Tümen Komutanı Mustafa Kemal (Atatürk) Bey’le birlikte Kirte’ye gitmiştir. Bu sırada İtilaf Donanması’nın Boğaz’a doğru ilerlediği görülmüştür. Donanmanın tertibatından bu harekâtın sıradan bir harekât olmadığını anlayarak hızla Alçıtepe’ye geri dönmüşler ve Cevat Paşa burada Mustafa Kemal Bey’den ayrılarak komutayı devralmak üzere bir motora binerek Çanakkale’ye geçmiştir. Saat 10.30’da altısı ileride dördü geride 10 zırhlı Boğaz’dan içeri girmiştir. Ortadaki uzun menzilli toplara sahip gemiler, merkez istihkâmlarını bombardımana başlamıştır. Menzilin yetersizliği nedeniyle Türk istihkâmları bu ateşlere karşılık verememiştir. Düşman gemilerinin yaklaşmasıyla saat 12.20’de tüm bataryalar ateşe başlamıştır. Bombardıman saat 14.00’e kadar sürmüş ve Türk topçusunun başarılı atışlarına rağmen toplar şişmiş, bir kısmı da toprak altında kalmıştır. Yeniden atışa hazır hale getirilmeleri birkaç saati almıştır. Yoğun bombardıman, lodosun etkisiyle Türk istihkâmlarındaki görüşü zorlaştırmıştır. Bu nedenle saat 14.00’e doğru Türk ateşinde bir azalma olmuştur. Savaşın en kritik anlarında Selahattin Adil Bey’e göre mayınlardan bir fayda gelmezse savaşın seyri ancak harp talihine bağlıydı. Selahattin Adil Bey bir yandan komutayı yürütmeye çalışıyor bir yandan Cevat Paşa’nın Gelibolu’dan dönüşünü bekliyordu.
Fransız zırhlıları de Robeck’in emriyle geriden gelen İngiliz gemilerine yer açmak için Erenköy koyuna yönelmiştir. Erenköy koyundan geniş bir kavisle dönerken Bouvet zırhlısından büyük bir patlama sesi duyulmuştur. Bouvet 14.00’te alabora olarak Boğaz’a gömülmüştür. Cevat Paşa’nın Gelibolu’dan dönüp karargâha ulaşması, Bouvet’nin battığı zamana denk gelmiştir. Ona göre Bouvet’nin batışının Türk askerinin maneviyatının yükselmesine ve harbin gidişine büyük etkisi olmuştur. Saat 16.00’ya doğru Bouvet’nin battığı yerin yakınlarında Inflexible zırhlısı da mayına çarpmış ve yaklaşık 10 dakika sonra Irresistible da harp dışı kalmıştır. Irresistible’ı kurtarmak isteyen Ocean zırhlısı da benzer akıbete uğramıştır. Cevat Paşa, Boğaz’ın geniş boğumundan düşman gemilerinin rahatça dönmelerini ve atış yapmalarını engellemek için çok erken bir zamanda bu mıntıkaya dikkat çekmişti. Cevat Paşa’nın Mayın Grup Komutanı Nazmi Bey’e verdiği emirle 8 Mart’ta Erenköy koyuna paralel şekilde 26 adet mayın yerleştirilmiş ve bu mayınlar, 18 Mart Zaferi’nde büyük rol oynamıştır.
De Robeck, 18 Mart günü büyük kayıplar yaşayan İtilaf Donanması’na Bozcaada’ya çekilme emri vermiştir. Düşman gemilerinin çekilişini seyreden Türk askerleri zaferden emin olarak komutanları Cevat Paşa’yı tebrik etmiştir. 18 Mart’ın en kıymetli ânı kendisine sorulduğunda Cevat Paşa: “O gün güneşin son ışıklarıyla Boğaz’dan perişan halde çıkmakta olan düşman filosunun görünüşü idi.” cevabını vermiştir. O gün Müstahkem Mevkii’de herkes yeni bir taarruza hazırlanmak için gece boyu çalışmıştır. Düşmanın bir daha saldıramayacak kadar büyük bir zayiata uğradığı sonradan anlaşılabilmiştir.
Cevat Paşa 18 Mart’tan sonra İtilaf Devletleri’nin denizden destekli bir kara harekâtı yapacaklarını tahmin etmiştir. Mayınları bir türlü temizleyememiş olmaları düşmanı karaya asker çıkarmaya mecbur bırakıyordu. Cevat Paşa ve Türk komuta kademesi müdafaanın ağırlık merkezinin kıyı kesiminde yapılması gerektiğini düşünmüş ve düşmanın çıkarma yapabileceği kıyı kesimleri boyunca siperler kazdırarak kumsallar tel örgülerle kapattırmıştır. Ancak 26 Mart’ta 5’inci Ordu Komutanı olarak Çanakkale’ye gönderilen Liman von Sanders, Türk komutanların planları yerine kıyı kesimlerde hafif kuvvetler bırakarak düşmanı daha içeride kabul eden bir planı uygulamaya koymuştur. Sanders’in planı kara muharebelerinde Türk ordusunun ağır zayiatlar vermesine neden oldu. Sanders’in diğer hatası düşmanın çıkarma yapacağı yeri yanlış tahmin etmesiydi. Sanders düşman çıkarmasını, Beşige – Kumkale sahili ile Bolayır civarında bekliyordu. Müstahkem Mevkii Komutanlığına göre öncelik Kabatepe – Seddülbahir’e verilmeliydi. Liman von Sanders, düşmanın Bolayır’da yaptığı şaşırtma harekâtını bu bölgeden beklediği gerçek harekât zannetmiş Türk ordusuna ilk çıkarmada büyük zaman kaybettirmiştir.
Müstahkem Mevkii Komutanlığının görevi İtilaf Donanması’nın Boğaz’dan geçişini engellemekti. Bu nedenle karaya çıkarma yapan İtilaf Kuvvetleri’nin Boğaz’dan da bir harekât yapma ihtimaline karşı Müstahkem Mevkiinin kara savaşlarına yardımı sınırlı kalmıştır.
Cevat Paşa Çanakkale Muharebelerinin ardından 10 Kasım 1916’da I. Dünya Savaşı’nın Galiçya cephesinde 15’inci Kolordu Komutanlığına, 8 Kasım 1917’de Yıldırım Orduları Grup Komutanlığına bağlı 8’inci Ordu Komutanlığına atanmıştır. Millî Mücadele döneminde Harbiye Nazırlığı ile üç kere erkânı Harbîye-i Umûmîye Reisliği görevlerinde bulunmuştur. Millî Mücadele’ye olan desteğinden dolayı İngilizler tarafından Malta’ya sürgüne gönderilmiştir. Sürgünü müteakip İstiklâl Harbi’nin El Cezire Cephesi Komutanlığına getirilmiştir. Bu cephedeki hizmetlerinden ötürü TBMM tarafından 5 Ağustos 1923’te Kırmızı Şeritli İstiklâl Madalyası ile taltif edilmiştir. Cumhuriyet döneminde çeşitli askerî görevlerde bulunan Cevat Paşa son olarak Âli Askerî Şûra üyesiyken 14 Eylül 1935’te yaş haddinden emekliye ayrılmıştır ve 13 Mart 1938’de İstanbul’da vefat etmiştir. İlk olarak İstanbul Erenköy’deki Sahrayıcedit mezarlığına defnedilmiş, naaşı 26 Eylül 1988’de Atatürk Orman Çiftliği içerisinde bulunan Devlet Mezarlığı’na nakledilmiştir.
Cevat Paşa, tarihte pek çok mühim vazifeler yürütmüş bir komutandır. Bununla birlikte 18 Mart 1915’te Çanakkale’de kazanılan zaferle özdeşleşmiştir. 18 Mart Zaferi onun komutanlığında hazırlanan planların bir neticesidir. Hem yaşadığı dönemde hem de sonraki dönemlerde daima bu zaferle birlikte adı anılan 18 Mart kahramanıdır.
Kaynakça
Aspinal ve Oglander, C.F., Büyük Harbin Tarihi Çanakkale Gelibolu Askeri Harekâtı I, Çev., Metin Martı, İstanbul: Arma Yayınları, 2005.
Atabey, Figen, Çanakkale Muharebelerinin Deniz Cephesi, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2014.
ATASE Arşivi, Koleksiyon: BDH, Klasör: 4611, Dosya No: 10, Fıhris: 1-42.
ATASE Arşivi, Koleksiyon: BDH, Klasör: 4611, Dosya No: 9, Fıhrist: 7-2, 7-3.
Baycan, Nusret, “Orgeneral Cevat Çobanlı”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, C. VII, sayı: 20.
BCA, Fon No: 30 18 1 1, Kutu No: 7, Dosya Gömleği No: 27, Sıra No: 5.
Besbelli, Saim, Çanakkale’de Türk Bahriyesi, İstanbul: Deniz Matbaası, 1959.
Bilbaşar, Sayhan, Çanakkale 1915, İstanbul: 1971.
Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, Cilt VIII, Ankara: Genelkurmay Basımevi, 1976.
BOA, BEO, Dosya No: 1484, Gömlek No: 111526.
BOA, HR. MA, Dosya No: 66, Gömlek No: 1123.
BOA, Y. MTV, Dosya No: 131, Gömlek No: 18.
Dündar, Recep, Çanakkale Deniz Muharebeleri ve Orgeneral Cevat Çobanlı Paşa, Malatya: Bilsam Yayınları, 20015.
Görgülü, İsmet, On Yıllık Harbin Kadrosu, Ankara: TTK Yayınları, 1993.
Günesen, Fikret, Çanakkale Savaşları, İstanbul: Kastaş Yayınları, 1986.
Knight, Frank, Çanakkale Savaşı, İstanbul: Harp Akademileri Basımevi, 1971.
Kurtoğlu, Fevzi, Çanakkale ve 18 Mart 1915, İstanbul: Deniz Matbaası, 1935.
Milli Savunma Bakanlığı, Subay Şahsi Dosyası.
Mirliva Sedat, Boğazlar Meselesi ve Deniz Savaşı’nda Türk Zaferi, Ankara: Phoenix Yayınevi, 2007.
Osmanoğlu, Selçuk, “Orgeneral Cevat Çobanlı Paşa’nın Çanakkale Boğazı Muharebelerindeki Askeri Faaliyetleri”, Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, 2019 Yaz, 14/1.
Rhodes, Robert, Gelibolu Harekatı, Çev. Halûk V. Saltıkgil, İstanbul: Belge Yayınları, 1965.
Selahattin Adil Paşa, Çanakkale Cephesinden Mektuplar Hatıralar, İstanbul: Yeditepe Yayınları, 2007.
Türkmen, Zekeriya, Çanakkale 1915, Ankara: Berikan Yayınları, 2010.
Yetkin, Gıyas, Yaratanların Ağzından 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi, Ankara: Türkiye Eski Muharipler Cemiyeti Yayınları, 1966.
Atıf
Osmanoğlu, Selçuk. “Cevat (Çobanlı) Paşa”, Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi, Ed. Murat Karataş, İstanbul: Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları (ISBN: 978-605-80897-7-8), 2022.
Selçuk Osmanoğlu, “Cevat (Çobanlı) Paşa”, Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi, Ed. Murat Karataş, Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları (ISBN: 978-605-80897-7-8), İstanbul 2022.
• Maddenin Dijital Nüshasını pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
DOI: https://doi.org/10.5281/zenodo.13739874
