AYNALI TÜFEK
GÖKTUĞ KÜÇÜKÇOBAN
Aynalı tüfek, askeri literatürde “Periscope Rifle” olarak bilinen ve temelinde siper harbinin getirdiği statik zorunlulukları aşmayı amaçlayan bir optik nişangah sistemidir. İlk tasarımı 1903 yılında İngiliz mucit William Youlten tarafından yapılmış olsa da silahın operasyonel bir gereklilik haline dönüşmesi ancak Birinci Dünya Savaşı’nın siper aşamasına geçilmesiyle mümkün olmuştur. Bu tüfeklerin Çanakkale Savaşı’ndaki kullanımı, 25 Nisan 1915 tarihindeki çıkarma harekâtının ardından başlayan siper muharebelerine dayanır. Daha az zayiat vererek düşman siperlerini ele geçirmek isteyen kuvvetler, yeni arayışlara girmiş; bu doğrultuda İtilaf Devletleri, aynalı tüfekleri kullanarak Türk askerlerine karşı stratejik bir üstünlük kurmayı hedeflemiştir. Yabancı kaynaklara göre İtilaf Kuvveti’ne mensup askerler, mayıs ayı itibarıyla aynalı tüfeği kullanmaya başlamıştır. Avustralya İmparatorluk Kuvvetleri’nin 2’nci Taburuna mensup Çavuş William Beech tarafından tasarlanan aynalı tüfek sayesinde askerler düşman ateşine maruz kalmadan nişan alıp, ateş etme imkânına sahip olmuştur. İngiliz General William Birdwood, William Beech’in aynalı tüfeği tasarlaması hakkında; “Türkler üzerindeki motivasyon üstünlüğümüz, Beech adlı bir adamın çok zekice bir icadı sayesindedir. Buraya geldiğimizde onların aynalı gözlüklerinin tümünü çıkardık ve küçük kumsalımızda 2000 kadar periskop yaptık. Bu adam çok basit bir cihaz yaptı.” ifadelerini kullanmıştır.
William Beech’in aynalı tüfeği tasarlama fikri, düşmanı etkisiz hale getirmekten çok ateş etmek için siperden kafasını çıkaran arkadaşlarının ölmesinden ortaya çıkmıştır. Beech, basit bir düzenekle oluşturduğu tahta düzeneğe 45°’lik bir açıyla birbirine paralel iki ayna yerleştirmiştir. Yatay olarak hizalanmış bu düzeneğe ayrıca siper içerisinden ateşlenmesini sağlayan bir ip bağlanmıştır. Tasarlanan bu düzenek sayesinde kısa bir süreliğine de olsa Türk askerlerine karşı üstünlük sağlanmıştır. Aynalı tüfekler sayesinde Türk askerleri hemen tespit edilip, vurulmuştur. Türkler ise bu düzeneğe karşı belli bir müddet karşılık verememiş, savunma tertibatını güçlendirmekle yetinmiştir. Çanakkale Cephesi’nde yer alan birçok subay ve askerin hatıralarına da konu olan bu durumu Ürgüplü Mustafa Fevzi şöyle anlatmıştır: “Düşman, ayna tutmak suretiyle demir mazgallara abanmış olan askerlerimizin yerlerini tesbit ediyor ve hemen vuruyordu. Buna tedbir olarak da, mümkün olduğu kadar tek gözle gözetleyip hedefi küçültmeye gayret ediliyordu.”
İtilaf Kuvvetleri, aynalı tüfeklerle açıktaki Türk siperlerine karşı oldukça etkili olmuştur. Keskin nişancılar yoluyla Türk siperlerindeki her noktaya ateş ederek, bir hayli zayiat vermiştir. Türk tarafı ise bu durum karşısında boş cephane sandıkları ve çuvalları, toprak veya kum doldurarak mevzilerde mazgal yapmaya çalışmıştır. Bunun dışında Mustafa Fevzi’nin bahsettiği gibi gözetleme koşullarında bazı ödünler verilmiştir.
Mayıs ayı itibarıyla kullanılmaya başlanan aynalı tüfeğin, Türk askerlerinin eline geçmesi yaklaşık bir ay sürmüştür. 4 Haziran 1915 tarihinde İngiliz ve Fransız askerlerinin Seddülbahir bölgesinde gerçekleştirilen ve Üçüncü Kirte Muharebesi olarak tanımlanan taarruz sonrasında aynalı tüfek ilk defa Türk askerinin eline geçmiştir. Ele geçirilen tüfek, 3’üncü Kolordu Komutanı Esat Paşa’nın emri ile ikmal işlerinden sorumlu İsmail Hakkı Paşa’ya gönderilerek, 50 tane yaptırılması istenmiştir. Bu emir üzerine Türk askerine verilmesi için aynalı tüfek yapımına başlanmıştır. 27’nci Alay, 2’nci Tabur, 1’inci Bölük’te görev alan Ali Demirel ile gerçekleştirilen röportajda, 27’nci Alay’ın aynalı tüfeklerini kendisinin yaptığını iddia etmiştir. Ali Demirel röportajında aynalı tüfeklerin yapımı konusunda, “27’nci Alay’ın aynalı tüfeklerini ben yaptım. Marangozdum demiştim ya… Sivillikte marangozluk bildiğimden tüfeklere ayna takma işini ben yaptım. Bölükte piyadeydim esasında. Bir gün düşmandan, düşman mevzilerine yaptığımız bir hücumdan, bir aynalı tüfek ele geçirmiştik. Bizim mevzilerin yanında bir tünel vardı. O tünelin içinde düşmandan ele geçirdiğimiz tüfeğe baka baka bizim tüfeklere de ayna takmıştım. Her mangaya bir tane aynalı tüfek dağıtılmıştı benim yaptıklarımdan. Tüfeğin namlusuna önlü arkalı iki ayna koyardım. Siperden kafanı çıkarmadan aynalara bakıp düşmanı görürdüm.” ifadelerini kullanmıştır. Esat Paşa’nın emri sonrasında Ali Demirel gibi taburlarda bulunan zanaatkârlar ve tüfekçi ustaları tarafından bu mekanizma imal edilmeye başlamıştır. Ancak Türk askerine aynalı tüfeğin verilmesi kısa sürede gerçekleşmemiştir.
Basit bir düzenekle imal edilmeye çalışan bu tüfekler, Türk askerine yaklaşık bir ay sonra verilmeye başlamıştır. Mucip Kemalyeri’nin haziran ayının son günlerinde yazmış olduğu hatıralarında, ilk defa tahtadan yapılan gözetleme aynalarının dağıtıldığını aktarmıştır. 27’nci Alay’ın harp ceridelerine bakıldığında 10 Temmuz 1915 tarihinde her tabura 21 adet; tabur, bölük ve takım komutanlarında birer adet gözetleme aynası verildiği belirtilmiştir. 27’nci Alay Komutanı Mehmet Şefik’in [AKER] yazmış olduğu emirde ayrıca hiçbir ihtiyat ve zabiti aynasız görmeyeceğini, zabitanın gelişigüzel noktalardan gözlemlerini bu aynalarla gerçekleştirmesini emretmiştir. Böylece Türk askeri kara muharebelerinden başlamasından yaklaşık üç ay sonra aynalı tüfek kullanmaya başlamıştır.
Türk askerlerinin aynalı tüfeği kullanmaya başlaması, cepheye direkt etki etmiştir. Aynalı tüfek, askerin siper içerisinden çıkmadan ateş etme imkânı sunduğu için zayiatı azaltmış ayrıca aynalar vasıtasıyla askerlerin gözetleme yapma becerisi artmıştır. Yakın siper muharebelerinde oldukça etkili olan bu mekanizma sayesinde 40-50 metre aralıklarla yerleştirilen nişancı askerler, kendilerini tehlikeye atmadan düşmana karşı gözlem yapabilme imkânı bulmuştur.
Türk karargâhı, aynalı tüfek kullanıma büyük önem vermiştir. Askerin aynalı tüfeği doğru kullanması konusunda uyarılarda bulunulmuştur. Eylül ayında 19’uncu Tümen Komutanı Şefik Bey, 18’inci ve 72’nci Alay mıntıkalarında gerçekleştirdiği teftiş sırasında, siper içinde gözetleme aynaları ile yapılan tarassutların yanlış yapıldığını, gözetlemenin yakından uzağa doğru yapılmasını gerektiğini belirtmiştir. Yine 7 Eylül 1915 tarihinden 19’uncu Tümen karargâhından 57’nci Alay’a gönderilen emirde aynaların nasıl kullanılması gerektiği şu şekilde belirtilmiştir:
- Kıtaatta bulunan gözetleme aynalarından lüzumu kadar çalı veya toprak ile saklanarak, düşmanın dikkatini çekmeyecek şekilde gözetleme yapılmalıdır. Bu aynaların bulundukları noktalar “zilli tarassut noktası” olarak adlandırılabilir.
- Bu noktalardan yapılacak gözetleme işlemi için nöbetçilerin saatte bir değişeceği şekilde tarassut müfrezesi oluşturulmalıdır. Bunlar zeki ve vazifeyi benimseyecek askerlerden seçilmelidir.
- Bu noktalardan yapılacak gözetleme işlemi neticesinde düşmanın dikkat çeken bir hareketi görülüyorsa ateş hattında bulunan takım ve bölük haritalarıyla avcı efradı zil çalmak suretiyle uyarıda bulunacaktır.
- Avcı siperindeki takım zabitlerinin bulundukları noktada bir zil bulunduracaktır. Bu ziller, tel ile zilli tarassut noktasına bağlanacaktır.
- Gözetleme askeri karşılaştığı duruma göre avcı hattını hazırda olması için uyarması gerekirse tel vasıtasıyla zili 3-5 saniye çalar. Buna ara verdikten sonra zili tekrar çalabilir. Bu uyarı üzerine efrat varıncaya kadar bütün kuvvetin düşmana karşı dikkatli olması ve her askerin kendisini hazırda tutması gerekir. Özellikle avcı hattındaki tarassutlar ilerisini gözden geçirmelidir.
- Düşmanın hücum ettiğini gözetleme askeri görürse zili aralıksız bir şekilde uzun bir müddet çalar. Zilin uzun çalması, düşmanın hücumuna işaret ettiği için her asker ateş etmek üzere acil bir şekilde ateş hattını hattına yanaşmalı ve düşmanı görerek ateşe başlamalıdır.
- Zillerin vereceği bu işaretler, bütün efrada öğretilmelidir ki bir yanlışlığa meydan verilmesin.
- Düşman hattına uzak olan siperlerimize aynı tarzda konulacak bu ziller, ileriye çıkarılan keşif kollarınca tel vasıtasıyla bağlanarak aynı işaretler mezkur kollar tarafından geriye verilecektir.
- Zilli tarassut noktaları tesis edildi diyerek avcı hatlarında diğer mahallerdeki gözetleme faaliyetleri kesinlikle aksamayacaktır. Onlar vazifelerine aynı şekilde devam edecektir.
Bunun dışında aynalı tüfekler, sadece çatışma sırasında değil, İtilaf Devletleri’nin Gelibolu Yarımadası’ndan tahliyesi sırasında da kritik bir rol oynamıştır. “Drip Rifle” (Damlalı Tüfek) olarak da literatürde yer alan “Kendi kendine ateş eden” düzenekler (damlayan suyun ağırlığıyla tetiği çeken mekanizmalar) aynalı tüfeklere entegre edilerek, tahliye sonrası siperlerin hala dolu olduğu izlenimi verilmiş ve Türk birliklerinin baskını engellenmiştir.
Çanakkale Savaşları’nda Avustralya İmparatorluk Kuvvetleri’nin 2’nci Taburuna mensup Çavuş William Beech tarafından mayıs ayında tasarlanan aynalı tüfek, yaklaşık bir ay sonra Türk tarafının ele geçirmiş ve kopyalanmıştır. Haziran ayının sonuna doğru aynalı tüfeklerin Türk askerine dağıtılmaya başlamasıyla İtilaf askerlerinin Türk askerine karşı sağlamış olduğu üstünlük dengelenmiştir. Türk askerinin bu mekanizmayı doğru bir şekilde kullanması zaman almış gözükse de günün sonunda Türk komutanlar ayna kullanımının avantajlarını görmüş ve askerin bu ekipmanı doğru kullanması için gerekli önlemleri almıştır. Çanakkale Savaşları’nda aynalı tüfek kullanımı sadece bir silah olarak değil, siperlerdeki “hayatta kalma mücadelesinin” teknik bir yansıması olmuştur. İtilaf Devletleri’nin teknolojik üstünlüğüne, Türk askeri pratik zeka ve keskin nişancılık kabiliyetiyle yanıt vermiştir.
Kaynakça
Aker, Şefik. Çanakkale – Arıburnu Savaşları ve 27.Alay. Askeri Mecmua. 1 Kanun 1935, Sayı 40.
Cepheden Cepheye, Esaretten Esarete Ürgüplü Mustafa Fevzi Taşer’in Hatıraları. Der. Eftal Şükrü Batmaz. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 2000.
Çanakkale Savaşları İle İlgili Makaleler (1915-1960). C.I, Ed. Onur Kuşku. İstanbul: Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları, 2021.
Harp Ceridelerine Göre Çanakkale Savaşları’nda 57. Alay. Haz. Murat Karataş ve Buğra Terzi. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2021.
https://sjmc.gov.au/ (Erişim Tarihi: 20.12.2025)
https://www.rifleman.org.uk/ (Erişim Tarihi: 20.12.2025)
Ilgar, İhsan ve Nurer Uğurlu. Esat Paşa’nın Çanakkale Savaşı Hatıraları. İstanbul: Örgün Yayınevi, 2004.
Karataş, Murat, vd.. Ceridelerine Göre Çanakkale Savaşları’nda 27. Alay. C.II, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017.
Küçükçoban, Göktuğ. “Basit ve Etkili Bir Silah: Aynalık Tüfek”. Anafarta. 2022, Sayı: 17; 28-36.
Küçükçoban, Göktuğ. “Çanakkale Cephesi’nde Türk Piyade Sınıfının Fiziksel Donatımı”. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Çanakkale 2023.
Martı, Metin. Çanakkale Hatıraları. C.III, İstanbul: Bayrak Matbaası, 2005.
Önder, Cahit. 7 Cephenin Gazileri Anlatıyor. İzmir: Nesa Ofset Matbaacılık, 2005.
Özen, Gökşen. “Çanakkale Muharebeleri’nde 72. Alay.” (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Çanakkale 2020.
T.C. Genelkurmay Başkanlığı. Birinci Dünya Savaşında Çanakkale Cephesi. C.V, K.II, Ankara: Genelkurmay Basımevi, 2012.
Atıf
Küçükçoban, Göktuğ. “Aynalı Tüfek”, Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi, Ed. Murat Karataş, İstanbul, Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları (ISBN: 978-605-80897-7-8-), 2025.
Göktuğ Küçükçoban, “Aynalı Tüfek”, Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi, Ed. Murat Karataş, İstanbul, Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları (ISBN: 978-605-80897-7-8-), 2025.
• Maddenin Dijital Nüshasını pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
DOI: https://doi.org/10.5281/zenodo.18202157
