ARIBURNU KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI
MURAT KARATAŞ
Arıburnu Kuvvetleri Komutanlığı, Çanakkale Kara Savaşları’nın başlangıcı olan 25 Nisan 1915 tarihinden cephe hatlarının yeniden organize edildiği 17 Mayıs 1915 tarihine kadar geçen süreçte, Arıburnu bölgesindeki Türk birliklerinin sevk ve idaresini tanımlayan fiili ve askeri bir teşkilatlanmadır. Bu komutanlık görevi, söz konusu tarihler arasında 19’üncü Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal [ATATÜRK] tarafından yürütülmüştür.
25 Nisan 1915 tarihinde İtilaf Devletleri tarafından Arıburnu’na yapılan çıkarma, bölgedeki Türk savunma hattında ilk anda ciddi bir emir-komuta kargaşasına yol açmıştır. Çıkarmaya karşı müdahale eden ilk birlik 9’uncu Tümen’e bağlı olan 27’nci Alay’dır. Ancak çatışmaların şiddetlenmesiyle birlikte 19’üncü Tümen’e bağlı 57’nci Alay süratle devreye girmiş, ardından yine aynı tümene bağlı 72’nci ve 77’nci Alaylar muharebe alanındaki yerlerini almışlardır. Çatışmaların yoğunluğu ve cephenin genişlemesi, farklı tümenlere bağlı birliklerin aynı dar alanda iç içe geçmesine neden olmuştur. Örneğin, 26 Nisan gecesi, 11’inci Tümen’in 33’üncü Alayı ile 3’üncü Tümen’in 64’üncü Alayı takviye kuvvet olarak ateş hattına sürülmüştür. Bu durum, farklı komuta merkezlerine bağlı birliklerin tek bir elden yönetilmesi ihtiyacını doğurmuştur.
9’uncu Tümen Komutanı Halil Sami Bey, kendi tümenine bağlı diğer alayların Seddülbahir cephesinde savaşıyor olmasını ve Arıburnu’ndaki kaotik yapıyı göz önüne alarak inisiyatif kullanmış; geçici harp düzeni gereğince, kendisine bağlı olan 27’nci Alay’ın 19’uncu Tümen’e bağlandığını bildirmiştir. Böylece muharebelerin henüz başında, bölgedeki sevk ve idare yeteneğine sahip tek otorite olarak 19’uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal Bey öne çıkmıştır. Esat [BÜLKAT] Paşa da muharebelerin ilk günü Gelibolu’dan Kilya Limanı’na intikal etmiş ve karargâhını Maltepe Höyüğü’nün doğusuna kurmuştur. Burada Mustafa Kemal Bey ile görüşen Esat Paşa, sahadaki fiili durumu görerek Arıburnu Cephesi Komutanlığı görevini kendisine tevdi etmiştir. Dolayısıyla Mustafa Kemal’in üstlendiği sorumluluk, henüz ilk günden itibaren üst komutanlığın bilgisi dahilindedir.
İlk günlerin getirdiği sıcak çatışma ve kargaşa ortamının nispeten azalmasıyla birliklerin daha düzenli bir yapıya kavuşturulması zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bu ihtiyaca binaen 19’uncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, 28 Nisan 1915 tarihinde bir tümen emri yayınlayarak Arıburnu cephesindeki kuvvetleri üç ana gruba ayırmıştır. Bu yeni teşkilatlanma şöyledir: Sağ Cenah Kuvveti; 57’nci Alay, 64’üncü Alay ve 72’nci Alay’ın 3’üncü Taburundan oluşturulmuş ve komutanlığına 57’nci Alay Komutanı Binbaşı Avni Bey getirilmiştir. Merkez Kuvveti; 27’nci Alay ve 33’üncü Alay’ın bir taburundan teşkil edilmiş, komutanlığına ise 27’nci Alay Komutanı Yarbay Şefik Bey atanmıştır. Sol Cenah Kuvveti; 72’nci Alay, 77’nci Alay, 33’üncü Alay ve 125’nci Alay’ın 1’inci Taburunun birleşiminden oluşmuş, komutanlığına 33’üncü Alay Komutanı Yarbay Şevki Bey getirilmiştir.
Yarbay Mustafa Kemal’in gerçekleştirdiği bu düzenleme, Esat Paşa’nın daktilo edilmiş hatıralarında da teyit edilmektedir. Esat Paşa, 28 Nisan itibarıyla emrindeki bölgeleri “Kirte Ciheti” (Komutanı Halil Sami Bey) ve “Arıburnu-Kabatepe Ciheti” (Komutanı Mustafa Kemal Bey) olarak tanımlamıştır. Bu tanımlama, Mustafa Kemal’in bölgedeki tek yetkili komutan olduğunu açıkça göstermektedir.
Teşkilatlanma sürecinde yaşanan kayıplar, komuta kademesinde hızlı değişiklikleri zorunlu kılmıştır. Sol Cenah Kuvveti Komutanı Yarbay Şevki Bey, 29 Nisan’da cepheyi denetlediği sırada şehit olmuştur. Bunun üzerine kıdem ve liyakat tartışmaları gündeme gelmiş, 72’nci Alay Komutanı Binbaşı Münir Bey, komutanlığın kime geçeceğini sormuş; Mustafa Kemal önce Münir Bey’i atasa da hemen ardından kıdem durumu nedeniyle 77’nci Alay Komutanı Saip Bey’i görevlendirmiştir. Ancak 30 Nisan’da yapılan yeni bir düzenlemeyle hem Sol Cenah hem de Merkez Kuvvet Komutanlığı, Yarbay Şefik Bey’in emrine verilmiştir.
Bu dönemdeki yazışmalar incelendiğinde, cephe içi raporlarda “Sağ”, “Sol” ve “Merkez” kuvvet komutanlığı tabirlerinin resmi olarak kullanıldığı görülmektedir. Cephedeki durumun kritikliği nedeniyle 30 Nisan’da 5’inci Tümen’e bağlı 13’üncü, 14’üncü ve 15’inci Alaylar da bölgeye sevk edilmiştir. Yeni birliklerin katılımı, mevcut “Sağ-Sol-Merkez” teşkilatlanmasına entegre edilmiştir. Mustafa Kemal, 14’üncü Alay’ın Bombasırtı civarına yerleşmesi üzerine “taze ve mükemmel askerlerden oluşan yeni bir alayın komutasına verildiğini” not etmiştir. Yapılan düzenlemeyle 14’üncü Alay, 15’inci Alay (1’inci ve 3’üncü Taburlar) ve 125’inci Alay (1’inci ve 3’üncü Taburlar) Merkez Kuvveti’ni oluşturacak şekilde organize edilmiştir. 1 Mayıs taarruzu öncesinde Mustafa Kemal tarafından oluşturulan bu teşkilat yapısı 3’üncü Kolordu Komutanlığı’na sunulmuş ve Esat Paşa tarafından “alınan tertibatın uygun görüldüğü” bildirilmiştir. Nitekim bu taarruzun da fiili idaresi tamamen Yarbay Mustafa Kemal’in elindedir ve cepheye yeni intikal eden 14’üncü ve 15’inci Alaylar da doğrudan ondan emir almaktadır.
1 Mayıs akşamı Kolordu’ya sunulan raporda da yine bu üçlü (Merkez, Sağ, Sol) kuvvet yapısından bahsedilmiştir. Taarruz harekatı devam ederken, alt komuta kademelerinde de inisiyatif kullanılarak alt bölümlenmelere gidilmiştir. Örneğin 3 Mayıs’ta 14’üncü Alay Komutanı Yarbay Ali, Merkez Grubu’nu kendi içinde Sağ ve Sol Mıntıka olarak ikiye ayırmış ve bu durumu Mustafa Kemal’in onayına sunmuştur. Aynı gün Esat Paşa, Kemalyeri’ndeki karargahı ziyaret etmiş ve Mustafa Kemal’in buradaki askerlere komuta edişindeki başarısını takdirle karşılamıştır.
Bölgeye gelen takviye birliklerin tamamı 19’uncu Tümen Komutanı’nın emrine girmiş olsa da resmi yazışmalarda başlangıçta “19’uncu Tümen Komutanı” unvanı kullanılmaya devam edilmiştir. Mustafa Kemal Bey, “Arıburnu Kuvvetleri Komutanı” tabirini yazılı olarak ilk kez 6 Mayıs’ta, 19’uncu Tümen ve 5’inci Tümen İdare Riyaseti’ne yazdığı bir yazıda kullanmıştır. Ancak bu tarihte üst komuta kademesinde yapısal bir değişikliğe de gidilmiştir. 7 Mayıs’ta 5’inci Ordu Komutanlığının emriyle cephe “Kuzey” (Şimal) ve “Güney” (Cenub) Grubu olarak ikiye ayrılmıştır. Esat Paşa, “Kuzey Grubu Komutanı” sıfatıyla karargahının Maltepe’de olduğunu bildirmiştir. Bu yeni durum, Esat Paşa’nın yetki alanını Gelibolu’nun tamamından sadece Kuzey bölgesine (Arıburnu hattı) indirgemiş; bir bakıma 25 Nisan’dan beri Mustafa Kemal’in sorumlulğu altında olan bölgeye çekmiştir. Bu yetki daralması, Esat Paşa ile Mustafa Kemal arasındaki unvan hassasiyetini tetikleyen temel faktör olmuştur.
Esat Paşa, Kuzey Grubu Komutanı olduktan sonra, Mustafa Kemal’i tanımlarken “Arıburnu Kuvvetleri Komutanı” yerine “Takviyeli 19’uncu Tümen Komutanı” gibi ifadeleri tercih etmeye başlamıştır. Örneğin 8 Mayıs’ta Mustafa Kemal, Kuzey Grubu’na yazdığı yazıda “19’uncu Tümen Komutanı” imzasını atarken Güney Grubu Komutanı Veber Paşa’ya gönderdiği aynı içerikli yazıda “Arıburnu Kuvvetleri Komutanı” imzasını kullanmıştır. Mustafa Kemal açısından durum nettir: Emri altındaki birlikler 10 piyade alayı, süvari bölükleri ve topçu bataryalarıyla birlikte bir kolordu mevcudunu aşmıştır (yaklaşık 20.000 asker). Bir tümen komutanının, kendi tümeninin çok ötesindeki bu büyüklükte bir kuvveti sadece “19’uncu Tümen” olarak sevk ve idare etmesi askeri terminolojiye ve harp mantığına aykırıdır. Bu nedenle, 11 Mayıs’tan itibaren Mustafa Kemal, Kuzey Grubu’na yazdığı yazılarda da ısrarla “Arıburnu Kuvvetleri Komutanı” unvanını kullanmaya başlamıştır. Alt kademedeki Merkez, Sağ ve Sol Cenah komutanları da yazışmalarında Mustafa Kemal’in makamına “Arıburnu Kuvvetleri Komutanlığı” şeklinde hitap ederek hiyerarşiyi teyit etmişlerdir.
11 Mayıs ile 17 Mayıs arasında karşılıklı yazışmalarda süren bu unvan gerilimi, 17 Mayıs 1915 tarihinde Maltepe Karargâhından yayınlanan bir Kolordu emriyle son bulmuştur. Esat Paşa, yayınladığı bu emirde 25 Nisan’dan o güne kadar geçen süreci özetlemiş ve Arıburnu’ndaki başarının mimarlarını onurlandırmıştır. Esat Paşa’nın emri, Mustafa Kemal’in “Arıburnu Kuvvetleri Komutanlığı” statüsünü geriye dönük olarak resmen tescil eden tarihi bir belge niteliğindedir. Emirde; 19’uncu Tümen, 27’nci, 20’inci, 33’üncü, 64’üncü, 125’inci Alaylar ve 5’inci Tümen birliklerinin kahramanca taarruzları övülmüş ve “Bütün birlikler ve bu birliklerin başında bulunan 19’uncu Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey’e, bütün birliklerin temsilcisi sıfatıyla teşekkür edildiği” belirtilmiştir. Ayrıca Mustafa Kemal’e “Arıburnu Muharebeleri hatırası olmak üzere” Muharebe Altın Liyakat Madalyası verildiği ilan edilmiştir. Bu ifade, 17 Mayıs’a kadar tüm birliklerin komutasının Mustafa Kemal’de olduğunun Esat Paşa tarafından tartışmasız kabulü anlamına da gelmektedir.
Bu emrin ardından artan birlik mevcudu nedeniyle Kuzey Grubu Komutanı Esat Paşa, emir-komutayı bizzat üzerine almıştır. Görev devri üzerine Mustafa Kemal, 17 Mayıs günü saat 19.00’da “Arıburnu Kuvvetleri Komutanı” sıfatıyla değil, asli görevi olan “19’uncu Tümen Komutanı” unvanıyla duygusal bir veda mektubu yayınlamıştır. Veda mektubunda Mustafa Kemal, 23 gün boyunca komuta ettiği Arıburnu kuvvetlerinin büyümesi nedeniyle komutanın Esat Paşa’ya geçtiğini belirtmiştir. Mektubunda, 19’uncu Tümen haricinde emrine verilen 27’nci, 64’üncü, 33’üncü, 125’inci Alaylar ile 5’inci Tümen’in 13’üncü, 14’üncü, 15’inci Piyade Alayları ve topçu birliklerine teşekkür etmiş, düşmanın 20.000’i aşkın kaybına dikkat çekerek kazanılan başarıyı kutlamıştır.
Görevi devrettikten sonra Mustafa Kemal, 18 Mayıs’ta yayınladığı tümen emrinde artık “Mensup Bulunduğumuz Kuzey Grubu” ifadesini kullanarak hiyerarşik değişimi teyit etmiştir. Esat Paşa’nın Kemalyeri’ne yerleşmesi üzerine Mustafa Kemal, karargâhını daha kuzeydeki 180 Rakımlı Tepe’nin güneydoğusuna taşımıştır.
Tarihsel süreçte bu unvanın kullanımı, 3’üncü Kolordu Komutanı Esat Paşa ile Mustafa Kemal Bey arasında askeri yazışmalara yansıyan bir terminoloji tartışmasına konu olmuştur. Esat Paşa, hatıratlarında Mustafa Kemal’in resmi olmayan bir unvanı kendisine yakıştırarak “Arıburnu Kuvvetleri Komutanı” sıfatını kullandığını ve izinsiz olarak başka alayları emri altına aldığını iddia etmiştir. Ancak dönemin askeri belgeleri, harekat emirleri ve cephe raporları incelendiğinde bu yapılanmanın savaşın doğurduğu bir zorunluluktan kaynaklandığı, Esat Paşa’nın bilgisi ve onayı dahilinde geliştiği ve 17 Mayıs’a kadar bölgedeki tüm birliklerin fiilen Mustafa Kemal’in emrinde olduğu anlaşılmaktadır.
“Arıburnu Kuvvetleri Komutanlığı” tabiri, Esat Paşa’nın iddia ettiği gibi keyfi bir yakıştırma değil, savaş sahasının gerçeklerinden doğan bir zorunluluk olmuştur. 25 Nisan’dan 17 Mayıs’a kadar bölgeye yığılan ve mevcudu bir kolorduyu aşan kuvvetlerin sevk ve idaresi fiilen Mustafa Kemal tarafından yürütülmüştür. Esat Paşa’nın başlangıçta “Arıburnu Cephesi Komutanlığı” veya “Arıburnu-Kabatepe Ciheti Komutanı” olarak tanımladığı bu görev, içerik olarak Mustafa Kemal’in kullandığı unvanla birebir örtüşmektedir. Tartışma, esasen Esat Paşa’nın yetki alanının daralarak Kuzey Grubu Komutanlığı’na indirgenmesi ve bu aşamada altındaki kuvvetin isimlendirilmesindeki hassasiyetten kaynaklanmıştır.
Kaynakça
Atatürk, Mustafa Kemal. Arıburnu Muharebeleri Raporu. Haz. Uluğ İğdemir. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1986.
Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale Cephesi. C.V, K.II, Ankara: Genelkurmay Basımevi, 2012.
Bülkat, Esat. Esat Paşa’nın Çanakkale Savaşı Hatıraları. İstanbul: Örgün Yayınevi, 2003.
Çanakkale Muharebeleri’nde 19. Tümen Cerideleri. C.II-III, Ankara: Genelkurmay Basımevi, 2017.
Harp Ceridelerine Göre Çanakkale Savaşları’nda 27.Alay. C.I, Haz. Murat Karataş, vd, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017.
Karataş, Murat. “Uydurma mı? Vazife mi? Çanakkale’de Arıburnu Kuvvetleri Komutanı Meselesi”. Anafarta Dergisi. 2018, İstanbul, Sayı:1; 6-14.
Karataş, Murat. Haritalarla Çanakkale Kuzey Bölgesi Kara Muharebeleri. Ankara: Nobel Yayınevi, 2007.
Atıf
Karataş, Murat. “Arıburnu Kuvvetleri Komutanlığı”, Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi, Ed. Murat Karataş, İstanbul: Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları (ISBN: 978-605-80897-7-8), 2026.
Murat Karataş, “Arıburnu Kuvvetleri Komutanlığı”, Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi, Ed. Murat Karataş, Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları (ISBN: 978-605-80897-7-8), İstanbul 2026.
