ALİ EKREM UŞAKLIGİL/UŞAKİZÂDE ALİ EKREM
DİDEM İLKEM TERZİ
Modern savaş tarihindeki stratejik dönüşümlerle paralel olarak, medya dünyasında savaş muhabirliği olgusunun profesyonel bir disipline evrilmesi 19’uncu yüzyılın ortalarına rastlamaktadır. Bu sürecin küresel ölçekteki başlangıç noktası, 1854 Kırım Savaşı sırasında Times muhabiri William Howard Russell’ın faaliyetleridir. Savaş Bakanlığı tarafından resmî onaya sahip ilk muhabir olan Russell, bu alandaki öncü rolüyle savaş muhabirliğinin kurucusu olarak kabul edilmektedir.
Osmanlı Devleti özelinde ise bu mesleki gelişimin yansımaları Kırım Savaşı döneminde Ceride-i Havadis bünyesindeki muhabirlerin cephe hattına ulaşmasıyla başlamıştır. Takip eden süreçte, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) esnasında gazeteciler, henüz kurumsal bir görev tanımı tam olarak teşekkül etmemiş olsa da bölgeye intikal ederek sahadaki gözlemlerini kamuoyuna aktarmıştır.
20’nci yüzyılın başındaki Trablusgarp Savaşı döneminde savaş muhabirliği müstakil bir uzmanlık alanı olarak tanımlanmamış olsa da gazetecilerin gerekli izinler dâhilinde cepheden haber ve izlenim aktarma faaliyetleri devam etmiştir. Dönemin dikkat çekici bir unsuru da gazetecilere sağlanan bu hareket serbestisinin askerî stratejiler için bir araç olarak kullanılmasıdır. Cepheye doğrudan sevk edilemeyen Osmanlı subayları, gazeteci kimliği ve gerekli evrakları temin ederek gizlice muharebe hatlarına dâhil olmuştur ki bu durumun en bariz örneği, Mustafa Kemal’in (Atatürk) Tanin gazetesi adına “Gazeteci Şerif” takma adını kullanarak Trablusgarp savunmasına kendi imkânlarıyla katılmasıdır.
Osmanlı Devleti’nde savaş muhabirliği, 1914 yılına gelindiğinde geleneksel habercilik anlayışından ayrılarak kurumsal bir yapıya kavuşmuştur. Bu dönüşümün temel dayanağını, savaş sahasında görev yapacak gazetecilerin uyması gereken kaideleri ve dikkat etmeleri gereken hususları belirleyen “Harekât-ı Harbîye’ye Meʻzûn Harb Muhâbirleri Hakkında Taʻlîmâtnâme” oluşturmuştur. İlgili düzenleme uyarınca cephe hattında bulunacak muhabirlerin resmî belgelerini her an yanlarında bulundurmaları ve kimliklerini ibraz eden, üzerinde “Harp Muhabiri” ifadesinin kısaltması olan “H.M.” (Osmanlı Türkçesi harflerinden ha ﺣ ve mim ﻣ) ibareli beyaz bir kol bandını takmaları zorunlu kılınmıştır. Bu hukuki ve idari altyapının tamamlanmasının ardından, çeşitli basın yayın organları cephelere gönderecekleri kadroları netleştirmiştir. Bu kapsamda Çanakkale Savaşları, farklı gazeteleri temsil eden altı savaş muhabirine (Hüseyin Kâzım Bey, Kalcızâde Mehmet Agâh Bey, Kemâleddin Şinasi Bey, Cemil Hakkı Bey, M. Burhâneddin Bey ve Uşâkizâde Ali Ekrem Bey) ev sahipliği yapmıştır. Söz konusu heyet içerisinde, Tanin gazetesi adına görev yapan Uşakizâde Ali Ekrem Bey’in faaliyetleri tarihsel açıdan özel bir önem arz etmektedir. Ali Ekrem Bey, ilerleyen süreçte “Arıburnu Kahramanı” unvanıyla anılacak olan Yarbay Mustafa Kemal (Atatürk) ile ilk röportajı gerçekleştiren gazeteci olmuş, onunla birlikte cephe hattındaki siperleri denetlemiş ve karargâhında konuk edilerek sahadaki gelişmeleri birinci ağızdan kayıt altına alma imkânı bulmuştur.
Uşakizâde Ali Ekrem Bey’in biyografik arka planı ve mesleki kariyerinin başlangıcı, Osmanlı basın tarihinin askerî seferberlik dönemiyle iç içe geçmiş bir kesitini sunmaktadır. 1892 yılında İstanbul’da, istinaf reisliği görevlerinde bulunan İbrahim Ethem Bey’in oğlu olarak dünyaya gelen Ali Ekrem Bey, eğitim hayatına Mercan İdadisinde başlamış ve ardından Paris’teki College de Colomiersten mezun olarak batı menşeli bir formasyon edinmiştir. Mesleki kariyerine adım atmasında ailesel bağların etkisi görülmekte olup 1914 yılında amcası Halit Ziya’nın (Uşaklıgil) teşvikiyle Tanin gazetesinde stajyer olarak gazeteciliğe başlamıştır.
Ali Ekrem Bey’in mesleğe girişinden kısa bir süre sonra Osmanlı Devleti’nin seferberlik ilan etmesi, genç gazetecinin kariyerini savaş koşullarıyla şekillendirmiştir. Harbiye Nezareti bünyesinde açılan ve ihtiyat zabiti (yedek subay) yetiştirmeyi amaçlayan talimgâhlara ilk kaydolan isimlerden biri olmasına rağmen gazetecilik tutkusunu bırakmamış, askerî eğitimi ile gazetedeki mesaisini eş zamanlı olarak yürütmüştür. Ancak bu yoğun tempo neticesinde yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle talimgâhtan bir aylık izin (mezuniyet) almıştır. Bu istirahat dönemini Muhittin Bey’in (Birgen) yönlendirmesiyle bir fırsata dönüştüren Ali Ekrem Bey, söz konusu süreyi Çanakkale cephesinde savaş muhabirliği yaparak değerlendirmiş ve bu sayede Türk savaş tarihinin en kritik safhalarını yerinde gözlemleme imkânı bulmuştur.
Ali Ekrem Bey, mesleki sorumluluğu gereği sahadaki gelişmeleri en sıcak noktadan takip edebilmek amacıyla Çanakkale cephesinde ön hatlarda görev yapmayı talep etmiştir. Muhabirin cephedeki ilk gözlemlerini aktardığı “Çanakkale Mektupları 1” başlıklı makalesi, 31 Mayıs 1915 tarihinde Tanin gazetesinde yayımlanmıştır. Bu yazısında özellikle sıhhiye bölgelerindeki iaşe ve ikmal zenginliğine dikkat çeken Ali Ekrem Bey, kuruyemişten konserveye, çaydan çeşitli deniz ürünlerine kadar uzanan geniş gıda yelpazesini ayrıntılandırarak kamuoyuna ordunun lojistik imkânlarının üst seviyede olduğu mesajını iletmiştir.
Ancak Ali Ekrem Bey’in savaş muhabirliği kariyerindeki en stratejik faaliyet, Türk basın tarihi açısından da bir dönüm noktası kabul edilen mülakatıdır. 21 Temmuz 1915 tarihli yazısında, “İngilizlere ilk darbeyi vurmuş, karaya çıkan düşman kuvvetlerini bir hamlede denize dökme şerefini kazanan kumandan” sözleriyle bahsettiği Mustafa Kemal Bey ile geçirdiği iki günlük süreci kaleme almıştır. Ali Ekrem Bey, o dönemde farkında olmasa da Mustafa Kemal’in askerî başarılarını kamuoyuna ilk kez duyuran gazeteci unvanını almış ve ileride “Anafartalar Kahramanı” olarak tarih sahnesine çıkacak olan liderin basındaki ilk portresini çizmiştir.
Ali Ekrem Bey’in Çanakkale izlenimlerinin devamı, Mustafa Kemal Bey’in askerî dehasının yanı sıra kişisel disiplini ve moral stratejilerini de çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu süreci şu şekilde özetleyebiliriz:
Ali Ekrem Bey’in “Çanakkale Mektupları, Ateş Hattında Bir Gece” başlığıyla kaleme aldığı metin, Mustafa Kemal Bey’in karargâh yaşamını ve sevk-idare tarzını Türk basınında ilk kez ayrıntılandıran birincil kaynak niteliğindedir. Ali Ekrem Bey, karargâhın girişindeki çardağın düşmandan alınan savaş ganimetleriyle (tüfek, süngü, bomba) bir müze gibi tanzim edilmesini ve çadırın içindeki estetik düzeni (camlı kapılar, seccadeler ve mobilyalar) hayretle karşılamıştır. Kendisine göre bu yüksek düzen ve konfor seviyesi, kumandanın savunma hattındaki sarsılmaz özgüveninin ve mevziini terk etmeyeceğine dair kesin inancının somut bir göstergesidir. 180 Rakımlı Tepe’nin güneyindeki bu karargâhın fiziksel özellikleri, daha sonra yabancı basın ve Esat Paşa gibi askerî figürlerin anlatılarıyla da doğrulanmış olsa da bu ayrıntıları ilk kez kayıt altına alan isim Ali Ekrem Bey olmuştur.
Karargâhtaki psikolojik harp unsurları da mektuplarda önemli bir yer tutmaktadır. Literatürde genellikle “Carmen Opereti” üzerinden bilinen karargâh bandosu uygulamasına, Ali Ekrem Bey “Sivastopol Marşı” ayrıntısını ekleyerek yeni bir boyut kazandırmıştır. Mustafa Kemal Bey’in askerlerin yemek saatlerinde bando çaldırması, yalnızca bir moral unsuru değil, aynı zamanda düşman kuvvetlerini kışkırtarak top atışına zorlayan bilinçli bir meydan okuma stratejisi olarak tanımlanmıştır.
Son olarak, Ali Ekrem Bey’in siper teftişleri sırasındaki gözlemleri, Mustafa Kemal Bey’in askerleriyle kurduğu beşerî münasebetin derinliğini sergilemektedir. Kumandanın, emrindeki askerlerin isimlerine ve kişisel durumlarına hakimiyeti, Ali Ekrem Bey tarafından dikkat çekici bir liderlik vasfı olarak not edilmiştir. Mustafa Kemal’in, Mehmet Çavuş Siperi gibi örnekler üzerinden askerlerine “yeni kahramanlar sizler olacaksınız” telkiniyle hitap etmesi, ordu içindeki motivasyonu nasıl yüksek tuttuğunu ve personeline duyduğu mutlak güveni tarihsel bir tanıklıkla belgelemektedir.
Ali Ekrem Bey’in Tanin gazetesindeki altı aylık tecrübesi, yalnızca savaş muhabirliği ve Mustafa Kemal ile mülakat yapma fırsatını doğurmamış, aynı zamanda Hüseyin Cahit, İsmail Müştak, Muhittin Birgen, Ahmet Emin ve Hakkı Tarık (Us) gibi Türk basın hayatının seçkin simalarıyla kalıcı profesyonel bağlar kurmasını sağlamıştır. Birinci Dünya Savaşı’ndaki askerî görevlerini tamamladıktan sonra Anadolu harekâtına dâhil olan Ali Ekrem Bey, Aydın cephesinde işgal kuvvetlerine karşı mücadele etmiştir. Savaşın ardından İstanbul’a dönerek Tevhid-i Efkâr gazetesinde mütercimlik yapmış, 1922’de ise Hakkı Tarık’ın davetiyle Vakit gazetesine geçiş yaparak yazı işleri müdürlüğü görevini üstlenmiştir.
Vakit gazetesindeki yoğun mesaisinin yanı sıra Tercümân-ı Hakikat ve Yenigün gibi yayınlara da destek veren Ali Ekrem Bey, Türkiye’de akşam gazeteciliği alanında öncü bir adım atmıştır. Bu girişimin neticesinde ortaya çıkan ve döneminin en yüksek tirajlı yayınlarından biri olan Son Saat gazetesi, yaklaşık beş yıl boyunca yayın hayatını sürdürmüştür. Ancak Harf İnkılâbı ve beraberinde gelişen siyasal/sosyal süreçler, gazetenin yayın hayatının sona ermesine yol açmıştır.
Basın dünyasındaki faaliyetlerine ara vermeyen Ali Ekrem Bey, 1930 yılında Selim Ragıp (Emeç), Zekeriya (Sertel) ve Halil Lütfü (Dördüncü) Beyler ile Son Posta gazetesini kurmuştur. Gazetenin kuruluş evresindeki finansal ve operasyonel zorlukları aşmak adına “atlatma haber” stratejisini benimseyen Ali Ekrem Bey, nitelikli habercilik reflekslerini bu dönemde de sergilemiştir. Rakip yayın organlarının hazırlıklarını ve siyasi kulisleri yakından takip ederek, yeni bir siyasi fırkanın (partinin) kurulacağı bilgisini edinmiştir. Son Posta’nın bu kritik haberi ikinci baskıyla kamuoyuna ilk duyuran gazetelerden biri olması, yayının prestijini ve piyasadaki konumunu güçlendiren stratejik bir başarı olarak kaydedilmiştir.
Ali Ekrem Uşaklıgil’in Tanin gazetesinde başlayan basın yolculuğu; Tevhid-i Efkâr, Tercümân-ı Hakikat, Yenigün ve Vakit gibi dönemin prestijli yayın organlarında olgunlaşmış, nihayetinde Son Saat ve Son Posta ile yayıncılık düzeyine erişmiştir. Amcası Halit Ziya Uşaklıgil’in rehberliğinde adım attığı bu profesyonel saha, Hakkı Tarık Us gibi figürlerin mesleki güveniyle birleşerek Uşaklıgil’i Türk basın tarihinin en üretken isimlerinden biri hâline getirmiştir.
18 Ağustos 1947’de birkaç aydır kendisini evine bağlayan hastalığı neticesinde vefat eden Uşaklıgil, geride Çanakkale cephesindeki öncü savaş muhabirliği deneyiminden, Cumhuriyet dönemi yazı işleri müdürlüğü ve gazete sahipliğine uzanan geniş bir külliyat bırakmıştır. Bu külliyatın tarihsel açıdan en kıymetli parçasını, 1915 yılında Çanakkale’de gerçekleştirdiği ve 1939 yılındaki mülakatında bizzat yâd ettiği hatıraları oluşturmaktadır.
Muhittin Birgen’in yönlendirmesiyle intikal ettiği Çanakkale cephesinde, “düşmana en yakın mevzii görme” talebi neticesinde ulaştığı Kemalyeri, Uşaklıgil’in kariyerinde bir dönüm noktasıdır. Burada karşılaştığı “genç fırka kumandanı” Mustafa Kemal Bey ile gerçekleştirdiği mülakat, iki temel açıdan ilk olma özelliği taşımaktadır: Bu çalışma, hem Ali Ekrem Uşaklıgil’in profesyonel kariyerindeki ilk röportajıdır hem de Mustafa Kemal Atatürk’ün askerî dehası ve şahsiyetinin basın yoluyla kamuoyuna yansıyan ilk sistemli izlenimleridir. Dolayısıyla Uşaklıgil’in bu tanıklığı, sadece bir gazetecilik başarısı değil, aynı zamanda modern Türkiye’nin kurucu liderinin tarih sahnesine çıkışını belgeleyen birincil bir tarihsel vesikadır.
Kaynakça
“Basınımızın Büyük Kaybı: Ekrem Uşaklıgil’i Dün Toprağa Verdik”. Vakit. 21 Ağustos 1947.
“Çanakkale Mektupları 1”. Tanin. 31 Mayıs 1915.
“Çanakkale Mektupları 10”. Tanin. 21 Temmuz 1915.
“Fethi B. Fırkası Neler Yapmak İçin Meydana Çıkıyor”. Son Posta. 10 Ağustos 1930.
“Matbuat Hatıraları: Nasıl Gazeteci Oldum?”, Son Posta. 25 Aralık 1939.
“Yeni Muhalif Fırka”. Vakit. 9 Ağustos 1930.
BOA. DH.EUM.SSM, Dosya No 1, Gömlek No 27.
BOA. MF.MKT., Dosya No 1175, Gömlek No 73.
Cumalı, Didem İlkem ve Eda Karataş. Türk Savaş Muhabirlerinin Kaleminden Çanakkale Savaşları. İstanbul: Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları, 2021.
Karataş, Eda. “Türk Harp Muhabirleri”, Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi, Ed. Murat Karataş, İstanbul: Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları (ISBN: 978-605-80897-7-8), 2024.
Karataş, Murat, “Çanakkale’de Mustafa Kemal’in Karargâhı”, Anafarta, Sonbahar 2019, Sayı: 4; 11-17
Atıf
Terzi, Didem İlkem. “Ali Ekrem Uşaklıgil/Uşakizâde Ali Ekrem”, Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi, Ed. Murat Karataş, İstanbul: Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları (ISBN: 978-605-80897-7-8-), 2026.
Didem İlkem Terzi, “Ali Ekrem Uşaklıgil/Uşakizâde Ali Ekrem”, Çanakkale Savaşları Ansiklopedisi, Ed. Murat Karataş, Çanakkale Savaşları Enstitüsü Yayınları (ISBN: 978-605-80897-7-8-), İstanbul 2026.
